Gazze konusunda günlerdir, hatta haftalardır içimiz içimizi yiyor. Somut bir şeyler yapıldığını görmek istiyoruz ve genel olarak görebildiğimiz şey, İsrail’in ya da destekçisi olan ABD’nin kınanması oluyor. Bu yüzden bu konu bizi günlerdir rahatsız ediyor. Özellikle bir önceki yazımda Türkiye dahil tüm İslam dünyasına sitem etmiştim. Ama dün farklı bir şey oldu.

Görünenden fazlasını yapıyoruz.

Cumhurbaşkanımız Gazze konusunda yüzümüzü güldüren ifadeler kullandı. “Görünenden çok daha fazlasını yapıyoruz, yapmayı da sürdüreceğiz,” dedi. Bu açıklamaya iki farklı yaklaşım vardı. Erdoğan’a güvenenler biraz rahatladı, muhalifleri ise “ne yapıyorsun o zaman, anlat da bilelim” moduna girdiler.

Erdoğan’ın Gazze konusunda “görünenden fazlasını yapıyoruz” ifadesi ne anlama geliyor olabilir? Bu ifade toplumun gazını almak için mi kullanıldı? Yoksa bilemdiğimiz başka şeyler mi oluyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze konusunda konuşmasının devamında. “Emin olunuz ki biz Filistin meselesinde Gazze’de yaşananlar konusunda görünenden çok daha fazlasını yapıyoruz yapmayı da sürdüreceğiz Gazze’deki kardeşlerimizi asla sahipsiz çaresiz ve tek başlarına bırakmıyoruz bırakmayacağız bu ahlaksız vicdansız alçakça katliamı yapanları destekleyenlerin yüzlerine Gördüğümüz her yerde suçlarını haykırmak da tarihe karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir” dedi.

Açıklamanın devamında Filistin’e destek olacağımız vurgusu yapıldığı gibi ABD’nin suç ortaklığına da dikkat çekildi. Ancak bizim dikkatimiz özellikle “Gazze için göründüğünden daha fazlasını yapıyoruz” kısmına çekildi. Peki, “daha fazlasını yapmak” ne anlama geliyor?

Cumhurbaşkanımız ve diğer liderler, ikili görüşmelerde de muhtemelen “yardım faaliyetlerinden bahsettim” diyerek konuyu kapatmayı tercih edecek. Ancak çoğumuzun aklına da ilk olarak yardım faaliyetleri akla gelse de ben bu durumun sadece bu kadar sınırlı olmadığına inanıyorum.

Türkiye, geçmişte askeri anlamda bu günkü gibi önemli bir güç olmasa da çevresindeki çatışma, gerginlik ve savaşlara daima bir şekilde müdahil olmuştur.

Mesela, Bosna Savaşı’nı hatırlayanlar ya da araştıranlar, Bosna’nın uluslararası toplum tarafından uzun süre yalnız bırakıldığını ve katliama terk edildiğini iyi bilirler. Aynı bügünkü Gazze’de yaşananlar gibi.

O dönemde Türkiye sadece açıklama düzeyinde konuyla ilgili görünüyordu, fakat sonradan bu işlerin hiç de böyle olmadığını gördük. Örneğin, rahmetli Erbakan, Bosna’daki bir yağ fabrikasını el altından roket ve silah atölyelerine dönüştürmeyi başarmıştı. Bosna’da bu tür işleri yapabilecek personel elbette ki yoktu, zaten olsaydı Türkiye olmadan da girişimler gerçekleştirilebilirdi bu yüzden Türkiye’den gizlice personel de gönderilmişti. Bu fabrikanın savaşta dengeleri bayağı bir değiştirdiği biliniyor.

Aynı dönemden daha da ilginç bir hikaye anlatayım. Bu da 15-20 yıl sonra ortaya çıktı.

O dönemde Türkiye, Boşnaklara yardım edebilmek için sağdan soldan 3 milyon dolar para topladı ve bununla Boşnaklara silah alıp ulaştırmayı planlıyordu. Ancak bu yardımların tamamı gizli yapılacaktı. Pakistan asıllı bir Amerikalı silah tüccarına 3 milyon dolarlık ödeme yapıldı. Fakat silahlar Türkiye’ye gelmedi ve dolayısıyla Bosna bu silahlardan mahrum kaldı. Hem parayı hem de devletin itibarını kurtarmak için çok gizli bir operasyon planlandı. Genelkurmay’dan bir Albay, 3 milyon doları alıp kayıplara karışan Amerikalı silah tüccarını telefonla aradı. Kendisini Genelkurmay başkanlığından aradığını ve bir Korgeneral olduğunu söyler. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni bir silah alacağını ve bu silah sistemini ondan almak istediği yalanıyla Amerikalıyı inandırdı. Fakat “Eğer firmanızı tercih edeceksek, biz de komisyonlarımızı istiyoruz” diyerek yüz yüze konuşmak için adamı Ankara’ya çağırdılar. O da büyük bir satış yapacağı umuduyla geldi. Dört kişilik bir ekip onu havalimanından aldı, araçta şüphelenmemesi için pazarlığa başladılar, sonra kışlaya götürüp tutukladılar ve sorgulamaya başladılar. 3 milyon doların hemen hesaba yatırılması gerektiğini, aksi halde geri dönüşünün olmayacağını ona uygun bir dille anlattılar (!). O da firmasını arayıp 3 milyon doların hemen hesaba yatırıldığını söyledi. Ve o parayla gereken silahlar temin edilip Bosna’ya gönderildi. Bu konunun detayları da mevcut. (Bu operasyonu yürüten Albay, 28 Şubat’ta ordudan atıldı.)

Rüzgar Birliği’ni hiç duymadığınızı biliyorum.

Azerbaycan ilk Karabağ Savaşı’nı yürütürken, rahmetli Alparslan Türkeş, Yusuf Ziya Arpacık komutasında Rüzgar Birliği‘ni bölgeye göndermişti. Bu birlik, hem orada bir ordu kuracak hem de Türk cumhuriyetlerine TURAN fikrini yayacak çalışmalar yaptı. Bu bahsettiğim olaylardan, o dönemlerde insanların haberleri yoktu, çok sonradan öğrendik.

Yakın zamanda Libya’da tahminimizin ötesinde işler yapıldı ve yine aynı şekilde Karabağ bölgesinde de. Fakat bunların hiçbirini bugün öğrenemeyeceğiz, yani bahsettiğim şey silah satışları falan değil, onların çoğunluğu zaten resmi şekilde yapılıyor. Bir de gayrı resmi yardımlar var, işte onları yıllar sonra öğreneceğiz.

Bu geçmişe baktığımız zaman Cumhurbaşkanımızın bahsettiği destek, kesinlikle sadece insani yardım desteği değil mutlaka askeri desteğin de olduğudur kanımca..

Gazze’de şu anda, Türkiye’nin istihbarat ajanlarının faaliyet gösteriyor olabileceği düşünülebilir, hatta belki de zaten orada bulunuyor olmaları mümkündür. Aynı şekilde, Türkiye’nin Özel Kuvvetleri, sivil kıyafetler içinde Gazze şeridine gönderilmiş olabilir. Ancak bunlar biraz hafif kalır gibi. Daha etkili senaryolar düşünecek olursak, Türkiye’nin savunma sanayisi geliştirme sürecinde elde ettiği deneyimlerle, Gazze’ye ciddi anlamda destek vermiş olabileceği düşünülebilir. Roket, kamikaze drone, RPG gibi farklı silahların, Gazze’de ambargonun ortasında üretilebilmesi, Türkiye’nin bu alandaki yeteneklerini gösteriyor olabilir. Bu tür faaliyetler, ciddi mühendislik bilgisi ve teknik donanım gerektirir ve bu uzmanlığın Türkiye tarafından Gazze’ye aktarılmış olma olasılığı da göz ardı edilmemelidir. Bununla birlikte, saha operasyonlarına ek olarak, istihbarat paylaşımı gibi başka senaryoların da mümkün olduğunu düşünmemek elde değil.

Bunun yanı sıra, Kassam Tugayları, gerçekten de yetenekli savaşçılardan oluşuyor. Uzun yıllar süren mücadeleleri sayesinde artık şehir içi çatışmalarda etkileyici başarılar elde edebilecek duruma gelmişlerdir. Ancak, unutulmamalıdır ki Türk ordusu da son yıllarda şehir içi çatışmalarda önemli başarılar elde etmiştir. Bu deneyimi, ve kurmay aklı Kassam Tugaylarının deneyimiyle birleştirmek adına bölgeye askeri personel gönderilmiş olabilir. Yani, düşünülebilecek pek çok senaryo bulunmaktadır.

Kısaca şu anda Gazze’de hangi yardımların yapıldığını kestirmek bile mümkün değildir..

Siz neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda belirtmeyi unutmayın.

Kalın sağlıcakla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Devletle Oyun Olmaz!

Plan içinde plan, oyun içinde oyun. Doların bir anda çakılmasıyla birlikte dünyanın…

COVID-19 Aşılarında Maymun DNA’sı Mı Var?

COVID-19 aşıları, beklenenden daha fazla bir zaman bombası gibi ortaya çıkıyor. Bu aşıların içinde tümörle ilişkilendirilen viral tanıtıcılar da dahil olmak üzere yeşil maymun DNA’sının bulunması, bu mikrobiyolog ve immünologun mRNA “aşıları” kullanımına derhal son verilmesini talep etmesine neden oluyor.

Deniz Kuvvetleri Neden Aksungur İhayı Tercih Etti?

Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı’nın (TİHA) adından da anlaşılacağı üzere ciddi bir faydalı yük kapasitesine sahip.

Dünya gündemine giren Metaverse nedir?

Gerçek hayatta başarısız olabilirsiniz ama Metaverse evreninde başarılı olabilirsiniz.