Chp-Dem işbirliği
Chp-Dem işbirliği

Türkiye, son dönemde iç siyasi gerilimlerle başa çıkmak zorunda kaldığı gibi, aynı zamanda bölgesel güvenlik tehditleriyle de mücadele etmektedir. Van DEM Parti adayı Abdullah Zeydan’ın mazbatasının verilmemesi gibi olaylar, yalnızca bir siyasi anlaşmazlık olarak kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin karşı karşıya olduğu daha geniş güvenlik krizinin bir yansımasıdır.

Abdullah Zeydan'ın mazbatası
Abdullah Zeydan’ın mazbatası

Bu olaylar, Van’dan başlayarak Siirt, Batman, Diyarbakır, Adana, İstanbul ve birçok il ve ilçede gösterilere dönüşerek yayıldı. Ancak bu protestoların arkasında sadece seçim sonuçları değil, derinlemesine kökenleri var. PKK’nın sokak çağrıları, Kobani olaylarını andıran protestolar, ciddi güvenlik endişelerine yol açıyor. Bu durum, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve toplumsal gerilimleri artırarak, bölgesel istikrarsızlığa neden olabileceği endişesi taşınıyor.

CHP-HDP ortaklığının kazandığı moral üstünlük, Türkiye’nin iç bölünmelerle ve çatışmalarla karşı karşıya kalabileceği korkularını artırıyor. Ancak bu ortaklık sadece demokratik tercihler için değil, aynı zamanda bölgesel güç dengeleri açısından da önem taşıyor.

Türkiye ve Irak arasında inşa edilmekte olan Güney Koridoru, bölge ülkelerini ekonomik, güvenlik ve siyasi olarak birbirine bağlamayı amaçlıyor. Ancak bu koridorun güvenliği, PKK ve benzeri örgütler tarafından tehdit ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, PKK’ya karşı Irak’ın kuzeyinde büyük bir operasyon başlatacağına dair açıklamaları, Türkiye’nin bu tehditlere karşı kararlı olduğunu gösteriyor. Ancak operasyonun başlama zamanı belirsizlik taşıdığı için, PKK’nın bu belirsizlikten faydalanarak eylemlerini organize etmesi endişe yaratıyor.

PKK’nın amacı, büyük operasyonu engellemek ve Güney Koridoru’nun inşasını durdurmak gibi görünüyor. Bu, bölgesel ve küresel güç dengelerinin bir yansımasıdır ve bazı ülkelerin bu projeyi baltalamak için çaba harcadığına işaret ediyor. Bu noktada, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehditlerin sadece iç değil, aynı zamanda dış kaynaklı olduğu da unutulmamalıdır.

Türkiye’nin bu tür tehditlere karşı dikkatli olması ve etkili bir strateji geliştirmesi önemlidir. “Silahlı müdahale” gibi geleneksel yöntemlerin yanı sıra, diyalog ve diplomasi gibi daha uzun vadeli çözümler üzerinde de durulmalıdır.

Sonuç olarak, Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kriz döneminde “zayıf ülke, zaaflar devleti” olma lüksü yoktur. Ülkenin güvenliği ve bölgesel istikrarı için kararlı bir tutum sergilenmelidir. Herhangi bir siyasi öncelik, ülkenin bütünlüğü ve güvenliği önünde gelmemelidir. Türkiye’nin önümüzdeki dönemdeki önceliği, iç güvenliği sağlamak ve bölgesel istikrarı korumak olmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Covid-19 bize hiç gelmedi?

Wuhan laboratuvar patronu “koronavirüs bizden gelmedi” diyor! Wuhan Viroloji Enstitüsü müdürü Yuan Zhiming, korona…

Bill Gates: Yapay Et Yesinler

Teknoloji milyarderi Bill Gates , iklim değişikliğine bir çözüm olarak “zengin ülkelerde” “sentetik sığır…

Hiç mi merak etmiyorsunuz

  Bütün bildiklerimizi paylaşmaya hazırız. Siz ne merak ediyorsunuz? Lütfen bize soru…

DSÖ’yü kim yönetiyor 2.bölüm

Merhaba arkadaşlar Yazımın 1. bölümünde Dünya Sağlık Örgütü’nün aslında sağlık örgütü olmadığını,…