Trump’a Yönelik Suikas
Trump’a Yönelik Suikas

Son dönemde tüm dünyanın gözü Amerika’da ve özellikle de Donald Trump’ın üzerinde. Peki, Trump’a yönelik ardı ardına gelen suikast girişimlerinin ardındaki asıl sebep ne? Bir suikast daha olma olasılığı var mı? Açıkçası, bir tanesi gerçekleşti, ikincisinin direğinden dönüldü; üçüncüsü veya dördüncüsü neden olmasın? Çünkü karşımızda klasik bir siyasetçi değil, “Ben siyasetçi değilim, devletimin menfaati için buradayım” diyerek kurulu düzene, yani müesses nizama savaş açmış bir figür var.

Müesses Nizam Nedir ve Trump Neden Hedefte?

Sürekli duyduğumuz bu “müesses nizam” (yerleşik düzen) kavramını açalım: Siyasetten paraya, bürokrasiden devlet yönetimine, yargıdan medyaya ve sağlığa kadar her şeyi ele geçirmiş zengin, elit ve küreselci bir yapıdır bu. Amerika’nın içinde, devletin tüm kılcal damarlarına sızmış bu küresel yapıya karşı duran ulusalcı bir Pentagon kanadı var.

Bu küreselci yapılanma bize biraz FETÖ’nün devlet içinde devlet kurma çabalarını andırıyor. Ancak Amerika’daki durum çok daha köklü; adeta ülkenin kuruluşuyla başlayıp tüm dünyaya yayılmış bir ağ. Zamanında bu yapıyı bozmaya çalışan ve halkın oylarıyla başa gelen Kennedy’nin akıbetini hepimiz biliyoruz. Bugün aynı tehlike, benzer şekilde tehditler alan ve bu yüzden özel koruma ekipleri kurmak zorunda kalan Elon Musk gibi isimler için de geçerli.

Uyanışın Fitilini Ateşleyen Olay: Gazze

Peki Trump’ı yeniden o koltuğa taşıyan süreç nasıl başladı? Aslında her şey Gazze olaylarıyla tetiklendi. Küresel yapının koltuğa oturttuğu Biden yönetimi altında yaşanan bu insanlık dramı, Hristiyan ve Müslüman toplumlar için bir ayna görevi gördü. Sokaklara dökülen Amerikan halkı, “Artık yeter, biz böyle bir düzen istemiyoruz” diyerek iradesini ortaya koydu. Küreselcilerin olası hilelerine rağmen ezici bir çoğunlukla Trump’ı yeniden seçtiler.

Orta Doğu’daki Tiyatro: İran, İsrail ve Armageddon Planı

Trump seçim öncesi birçok vaatte bulundu. Askerleri Suriye ve Orta Doğu’dan çekme sözünü tuttu ancak tek bir şeyi tam olarak başaramadı: Savaş çıkartan bir başkan olmamak. Çünkü içerideki yapı onu bu savaşın içinde tutmaya zorluyor.

Şu an İsrail ve İran arasında izlediğimiz süreç, malum devletin ve küreselcilerin kurguladığı bir tiyatrodan ibaret. Dikkat edin; Gazze veya Lübnan’daki gibi bir yıkım ne Tahran’da var ne de Tel Aviv’de. Herkes işinde gücünde. Sadece temsili birkaç vuruşla inandırıcılık sağlanıyor. Asıl hedef ne mi? Enerji krizi ve Armageddon savaşını aynı anda çıkarmak!

Bu noktada Türkiye’nin diplomatik yeteneği devreye girdi ve Körfez ülkelerinin bu oyuna çekilmesini engelledi. Trump da bu kumpasın farkında ve kendini bu savaştan sıyırmaya, boğazları açık tutmaya çalışıyor. Ancak içerideki lobi öyle güçlü ki, işi çok zor.

Trump Kuşatma Altında: İçerideki Truva Atı ve İstihbarat Savaşları

Trump’ın etrafı adeta sarılmış durumda. Ailesinin içine dahi sızıldığı Amerikalılar arasında yüksek sesle konuşuluyor. Damadı Jared Kushner’ın malum devlet mensubu olduğu, aslında evliliğin bir proje olduğu ve devlet kademesinde hiçbir yetkisi olmamasına rağmen halka dayatıldığı iddiaları, sosyal medyada büyük bir öfke patlamasına yol açtı.

Trump’a yönelik suikast girişimleri spontane olaylar değil; arkasında istihbarat aklının olduğu bilinçli operasyonlar. Trump, İran ile el altından yürüttüğü diplomasiyi deşifre edemiyor çünkü “Söylersem görüştüğüm kişileri ortadan kaldırırlar” diyor. Düşünün, Amerikan Başkanı kendi ordusuna ve istihbaratına tam anlamıyla güvenemiyor! Bu durum bize, 15 Temmuz’dan önce Türk devletinin nasıl kuşatıldığını hatırlatmıyor mu?

Bugün Trump o kadar büyük bir paranoya (veya haklı bir güvenlik endişesi) içinde ki, eşine bile güvenmediği, yemeklerini Beyaz Saray’da yemeyip güvendiği adamları aracılığıyla gizli bir fast-food restoranından getirttiği konuşuluyor. Kendi sağlığını bile bu yüzden riske atıyor. Suikastler ona açık bir mesaj veriyor: “İngiliz aklının yönettiği küresel yapının sözünden çıkmayacaksın!”

Avrupa’da Uyanış ve Türk Devlet Aklı

Trump ilk döneminde iklim, sağlık ve cinsiyetsizlik dayatmaları gibi küresel projeleri yırtıp atarak bir ilki başarmıştı. Onun bu hamlesi, bugün Avrupa’yı da ayağa kaldırdı. Almanya’da AfD’nin başkanı Alice Weidel, “İktidara gelirsek Trump’ın yaptıklarını yapacağız, gerekirse AB’den bile çıkacağız” diyerek bu küreselcilere meydan okuyor.

İşte tam da bu karmaşık satranç tahtasında Türk Devlet Aklı devreye giriyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın Trump ile dostluğu koruması, ona karşı tek bir olumsuz cümle kurmaması tesadüf değildir. Devlet aklı, asıl düşmanın “malum devlet” (İsrail) değil, onu var eden ve dünyayı yöneten küresel yapı olduğunu çok iyi okuyor. Küresel yapı temizlenirse, malum devlet sadece bir fiske vurmalık kalacaktır.

Son Söz ve Bir Çağrı: Küreselciler bugün bize de tehlikeli uygulamalar dayatmaya çalışıyor. Devlet millet demektir! Bizler sosyal medya üzerinden bu dayatmalara güçlü bir tepki verirsek, devletimizin eli uluslararası masada güçlenir ve “Benim halkım bunu istemiyor” diyebilir. Sessiz kalırsak, devletin de yapacak bir şeyi kalmaz. Unutmayın; millet güçlüyse, devlet de güçlüdür!

Please follow and like us:
Pin Share
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunlar da hoşunuza gidebilir
Almaya

Almanya bizi neden kıskanıyor?

Son dönemde Almanya’dan gelen ekonomik sinyaller pek olumlu değil. Bir zamanlar dünya…

Muhammed bin Zayid en-Nehyan

Ayrıca, 1991’deki Körfez Savaşı’na destek vermek için ABD Hazinesi’ne 4 milyar dolar göndermeye ikna edildiği bilinmektedir.

F-35 ve ASELSAN Gerçeği: Yazılım Kumpası, Sinyal Savaşları ve Türkiye’nin Siber Uyanışı

Türkiye’nin savaş uçağı envanteri yıllar içinde büyük değişim geçirdi. Ancak bu değişim…

PKK Demirtaş’a 16 milyon dolar gönderdi

Gri listede aranırken terör örgütü PKK’dan kaçarak teslim olan Merdan Rüştü Ovalıoğlu,…