Rusya ile envanterinde TB2 filosu bulunan Ukrayna’nın savaşması gündemdeyken Rusya merkezli TopWar’ın analizinde ‘Türk TB2’ler, onları yok edecek silahları olmayan bütün ülkeleri endişelendirmeli’ ifadeleri dikkat çekti.

Analizinde Bayraktar TB2’lere odaklanan Doğubilimci Yuri Marashev, savaş stratejisiyle ilgili olarak da ‘Türkler herhangi bir bölgeyi ele geçirmek isteselerdi çoktan yaparlardı. Ancak böyle bir amaçları yok. Sadece mevcut sınırları içinde kendilerini oldukça rahat hissetmek istiyorlar.’ ifadelerini kullandı.

Tüm dünya nefesini tutarak Rusya’nın Ukrayna ile savaşa girmesini beklerken, Türk Bayraktarları Ankara için çok hassas olan birçok noktada bir anda gözle görülür şekilde yoğunlaştı. Diğer ülkeler ise bu hareketlenmeye karşı çok net adımlar atamıyor.

‘TÜRKLER BİRÇOK COĞRAFADA ETKİLİ OLMAK İSTİYOR’

Beş Türk İHA’sı geçtiğimiz hafta boyunca İdlib üzerinde keşif uçuşu yaptı. İran ve Ermenistan sınırındaki gökyüzünde ise iki Türk İHA’sı daha tetikte. Türkiye bir çok alanda etkili olmak istiyor ve Kuzey Afrika, Afganistan ve Orta Asya’ya kadar etki alanı kurmaya çabalıyor. Ve bunlar neo-Osmanlıcılık kavramına uyuyor.

Doğubilimci Yuri Mavashev, “Türk havacılığının harekete geçmesini birinin toprağından “bir parça kapma” planlarıyla ilişkilendirmiyorum” diyor.

Fakat biliniyor ki Suriye, Ankara için uzun zamandır bir sorun. Türkler Suriye’de zaten kontrol ettikleri topraklardan oldukça memnunlar. Geri kalan kısımlarda ise insani işbirliğini vurgulayan başka yöntemlerle çalışıyorlar.

Yuri Mavashev; “Rusya’ya gelince, Rusya her şeyden önce sözde müttefiki Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı dikkatli olmalı. Esad; uzun süredir müttefik olmayan davranışlar sergileyerek İran etkisine kapı açarak Rus etkisini en aza indirdi. Esad’ın koltuğuna veda etmesinin Rusya’nın çıkarına olduğuna zamanlar geliyor olabilir.” diyor.

Bir ülke daha Bayraktar TB2 için sıraya girdi: Terör örgütlerini Türk  SİHA larıyla vuracağız

‘TÜRKLER ELE GEÇİRMEK İSTESELERDİ, YAPARLARDI’

Yuri Mavashev analizine şöyle devam ediyor; “Türkler herhangi bir bölgeyi ele geçirmek isteselerdi çoktan yaparlardı. Ancak böyle bir amaçları yok. Sadece mevcut sınırları içinde kendilerini oldukça rahat hissetmek istiyorlar. Türkler, Batı ile geniş bir etkileşim deneyimine sahipler ve Batı’nın zemin kaybetmesinden ve bölgede siyasi bir boşluk oluşmasından faydalanıyorlar.”

Bayraktar uçuşlarına gelince bu konudaki spekülasyonlar, onları etkisiz hale getirecek silahları olmayan bütün ülkeleri endişelendirmeli.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arkasındaki güdüleri doğru anlamak önemli. Örneğin, Türkiye Rusya-Ukrayna ihtilafında arabuluculuk yapmakla ilgilendiğini ifade ettiğinde, bazı siyasi analistler Erdoğan’ın Donetsk ve Luhansk’taki duruma müdahale edeceğini hissettiler. Türkiye etkin bir güç olarak rol almaya başladığını bu açıklama ile gösterdi.

TÜRKİYE’DEN KAFKASYA BÖLGESİNE YENİ YAPILANMA FORMÜLÜ

Ayrıca Türkiye, Batı ülkelerinin katılımı olmaksızın Kafkasya bölgesinde yeni bir yapılanma formülü sunuyor. “3 + 3″: Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Rusya, İran, Türkiye.”KAYNAK: M5 DERGİSİ

Please follow and like us:
Pin Share
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Dornaz Alfa ilacı arkasındaki güç

Dornaz Alfa solunum yolu enfeksiyonlarının şiddetini azaltma yoluyla akciğer fonksiyonlarını korumak amacıyla…

Yazacak bir şey bulamıyorum. Yeter artık!

Akşam gelen bir haberle resmen yıkıldık. Savaşın bile bir ahlakı vardır; hatta…

Suudiler Hatay’daki 10 Milyar Dolarlık Projeye Ortak Mı Oluyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Körfez turunun ilk durağı olan Suudi Arabistan’da imzalanan enerji anlaşması, gözleri Hatay’a çevirmiş durumda. Türkiye Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan Krallığı arasında, önceki gün doğrudan yatırım, savunma sanayii, enerji, savunma ve iletişim alanlarında anlaşmalar imzalandı.

Turan Yükleniyor.

Dün, yeni bakanların atanmasıyla birlikte Türk devletlerinin başkanlarının Türkiye’ye Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın törenine katılması, büyük bir gövde gösterisiyle dünyaya sunuldu. Bugüne kadar benzer bir tören gerçekleşmemişti ve böyle bir katılım da görülmemişti. Artık herkes gözlerini Türkiye’ye ve Türk dünyasına çevirmiş durumda.