Yeni dünya düzeni

Uluslararası ilişkilerde ve jeopolitikte yaşanan gelişmeleri doğru tahlil edebilmek için olaylara dar bir çerçeveden değil, mutlaka büyük resmin penceresinden bakmak gerekiyor. Çünkü kamuoyuna sunulan vitrin ile kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıklar çoğu zaman birbirine taban tabana zıt ilerliyor. Bize gösterilen zahiri krizlerin arkasında, küresel sistemin mimarisini yeniden kurmayı amaçlayan çok daha derin bir strateji yatıyor.

Son günlerde uluslararası basına yansıyan en somut gelişme, The Wall Street Journal gazetesinin ortaya attığı iddiadır. Habere göre; ABD eski Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in bir araya geleceği kritik bir üçlü zirve planlanıyor. Dahası, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da bu bilginin doğruluğunu teyit ederek söz konusu teklifin resmi kanallardan Donald Trump’a iletildiğini açıkladı. 18-19 Kasım tarihlerinde Çin’de düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi marjında yapılması hedeflenen bu temas, uluslararası arenada kaçınılmaz olarak tarihi bir benzetmeyi akıllara getiriyor: Yeni bir Yalta Konferansı.

Yalta Hafızası: Büyük Güçlerin Paylaşım Geleneği

Tarihsel sürece bakıldığında bu tablo aslında hiç yabancı değil. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına gelinirken, 1945 yılında Rusya’nın Kırım yarımadasındaki Yalta beldesinde Winston Churchill, Franklin D. Roosevelt ve Josef Stalin masaya oturmuştu. Bu üç aktör, haritalar üzerinde yeni sınırları ve etki alanlarını belirleyerek modern küresel nizamın temellerini attı.

Ardından gelen 50 yıllık Soğuk Savaş boyunca kamuoyuna anlatılan “nükleer kıyamet kapıda” korkusuna rağmen bu büyük güçler doğrudan hiçbir zaman karşı karşıya gelmedi. Ne karada, ne denizde ne de “Yıldız Savaşları” projesiyle uzayda fiili bir çarpışma yaşandı. Bunun yerine vekiller kullanıldı; Üçüncü Dünya ülkelerine ve müttefiklere milyarlarca dolarlık silah satıldı, kontrollü krizler üzerinden küresel sermaye ceplerini doldurdu.

Bugün de durum farklı değildir. Nükleer cephaneliğe sahip ABD, Rusya ve Çin gibi devasa güçlerin doğrudan savaşa gireceğini beklemek gerçekçi bir yaklaşım değildir. Birbirlerini yok etme kapasitesine sahip bu aktörler, doğrudan çatışmak yerine kontrollü gerilim stratejisini ve vekil güçleri sahaya sürmektedir.

Masadaki Pazarlık Dosyaları ve Enerji Koridorları

Planlanan olası üçlü zirvenin arka planında, dünyanın en kritik çatışma ve çıkar alanlarını kendi aralarında paylaştırma gayesi bulunmaktadır:

  • Ukrayna ve Doğu Avrupa: Ukrayna sahasındaki savaşın sınırlarının çizilmesi, Rusya’ya bırakılacak bölgelerin tespiti ve artık masada işlevini yitirdiği düşünülen Zelenski yönetiminin geleceğinin belirlenmesi.
  • Ortadoğu, İsrail ve İran: Netanyahu yönetiminin bölgeye dönük yayılmacı hedefleri, Gazze’nin gelecekteki statüsü, Suriye sahası ve özellikle son dönemde askeri hazırlıkların merkezinde yer alan İran dosyasının bu üç aktörün ortak çıkarlarına göre şekillendirilmesi.
  • Kritik Deniz ve Enerji Hatları: Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı gibi küresel ticaretin ve petrol akışının şah damarı olan su yollarının kontrolünün güvence altına alınması.

Dünya genelinde tırmandırılan her kontrollü gerilim doğrudan enerji piyasalarını vurmaktadır. Brent petrolün varil fiyatının 70-90 dolarlardan 110 dolarlara tırmanması, petrol üreticisi ülkeler ile bu stokları elinde bulunduran devasa küresel sermaye oligarşisinin kasalarını doğrudan doldurmaktadır. Yaşanan kaos ortamı, belirli merkezler için yüksek kârlılık üreten bir mekanizmaya dönüştürülmüştür.

Avrupa’daki Kaos, Sokak Eylemleri ve Zayıflayan İttifak

Üç küresel güç yeni bir paylaşım masasına hazırlanırken, Avrupa kıtası içeriden sarsıcı bir çöküş yaşamaktadır. Fransa başta olmak üzere İtalya, İspanya, Belçika ve Kosova gibi ülkelerde patlak veren öğrenci hareketleri, hayat pahalılığı protestoları ve grevler kıtayı felç etmektedir. İtalya sokaklarındaki yağma görüntüleri ve Fransa’da ilan edilen sokağa çıkma yasakları, krizin boyutunu açıkça göstermektedir.

Bu eylemler temelde okullardaki fiziki yetersizlikler, bütçe kısıntıları, öğretmen açığı ve enflasyon gibi haklı sosyoekonomik gerekçelerle başlamış olsa da perde arkasındaki yönlendirici akıl bu dalgayı kısa sürede organize ederek büyütmüştür. Zira zayıf, sokakları yangın yerine dönmüş, ekonomik ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşan bir Avrupa, kurulacak yeni küresel masada hiçbir yaptırım gücüne sahip olamaz.

İngiltere’nin başını çektiği, Fransa ve Almanya’nın da Ukrayna’ya kayıtsız şartsız askeri destek vererek savaşı Karadeniz’e yayma ve NATO’yu sahaya sürme çabaları bu denklemde boşa düşmektedir. Masaya oturacak olan aktörler; kendi içine kapanmış, karar alma mekanizmaları felç edilmiş bir Avrupa’yı şartları kabul etmeye mecbur bırakmak istemektedir.

Birleşmiş Milletler’in Sonu ve Yeni Küresel Düzen

Uluslararası hukukun bütünüyle askıya alındığı, küresel kurumların işlevini yitirdiği bir “haydut devletler” dönemi hüküm sürmektedir. Küreselcilerin yüzyıllardır işlettiği temel doktrin bellidir: “Kaostan düzen doğar.”

Önce kontrollü gerilimler, krizler ve bölgesel vekalet savaşlarıyla eski düzen yıpratılmakta; ardından sorunu çözecek “kurtarıcı” rolüne bürünülerek yeni bir statüko dayatılmaktadır.

Geçmişte Alaska’da gerçekleştiği iddia edilen ancak detayları gizli tutulan görüşmelerden bu yana yürütülen süreç, artık resmiyete dökülme aşamasındadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin mevcut yapısının fiilen devre dışı kaldığı bir ortamda; İngiltere ve Fransa gibi eski sömürge güçlerinin etki alanları daraltılarak sistemin doğrudan ABD, Rusya ve Çin üçlüsü üzerinden yeniden inşa edilmesi hedeflenmektedir.

Fillerin tepiştiği ve çimlerin ezildiği bu yeni jeopolitik düzende, sınırların ve ittifakların yeniden çizileceği kritik bir dönemece girilmiş durumdadır.

Please follow and like us:
Pin Share
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunlar da hoşunuza gidebilir

İklim değişikliği yalanı 2.bölüm

İklim değişikliği, küresel ısınma ile ilgili yazımızın birinci bölümünde bilinen beş yanlışı…

Sızan ABD gizli belgeleri hakkında bilmeniz gerekenler

Son yılların en ciddi iç istihbarat ihlali olabilir. Son derece gizli birkaç…

Wuhan Laboratuvarında Neler Yaşandı?

Covid’in patlak vermeden haftalar önce Wuhan laboratuvarında gerçekten neler yaşandı?

Pandora Belgeleri

Ahmet Nur Çebi’den Pep Guardiola’ya, Angel Di Maria’dan Roberto Mancini’ye kadar spor camiasından tanınmış birçok isim listede.