İsrail KUDÜS’e Neden Saldırıyor?

Kudüs’te ne oluyor, neden İsrail Kudüs’ten Filistinlileri temizlemek istiyor. Bu gün bunları size daha çok Tevrat ve İsrail oğullarının inancına göre açıklamaya çalışacağım. (Bazı kısımlar Kurânı Kerimde benzerlik göstermektedir).

Milattan önce 2000’li yıllarda yaşadığı varsayılan Hz. İbrahim’in iki karısı vardı, Hz. Hacer ve Hz. Sare. (İslami kaynaklara göre Hz. İbrahim, Harran’da dünyaya gelmiş, sonra babası ile Babil’e (bu günkü Filistin topraklarına) gitmiştir. Harran, bilindiği gibi günümüzdeki Şanlıurfa’dır.

Hz.Hacer’den İsmail a.s. (Peygamber efendimizin soyu), Hz.Sare’den ise İshak a.s. doğar. İshak a.s. nin soyundan sırayla Yakup Peygamber ve Yusuf Peygamber gelir. (Yusuf peygamber kuyuya atılma gibi hikayelerini hemen hemen hepimiz biliriz).

Yusuf Peygamber ölmeden önce yakınlarına, “Ben ölmek zereyim.” dedi, “ama Allah kesinlikle size yardım edecek; sizi İbrahim’e, İshak’a, Yakup’a ant içerek söz verdiği topraklara götürecek.” Sonra onlara ant içirerek, “Allah kesinlikle size yardım edecek” dedi. “O zaman kemiklerimi buradan götürürsünüz.”

Ölümü sonrası Yusuf Peygamber Mısır’da mumyalanıp bir tabuta konulur.

MÖ 1392 yılında Musa, İsrail oğullarının ağır baskı altında tutulduğu ve erkek çocuklarının nehre atılarak öldürüldüğü bir zamanda Mısır’da doğar.

M.Ö 1200 lü yıllarda Firavunun baskıları sonucu İsrail oğulları 430 yıl kaldıkları Mısır’dan çıkarlar. (Bu konuyu detaylı olarak Kuran’dan öğrenebilirsiniz)

Musa ve 12 kabile gece yola koyulur, Ramses’ten Sukkot’a, oradan da Etam’a giderler. Musa peygamber, yanına Büyük dedesi Hz.Yusuf’un kemiklerini de alır.

Arkalarından gelen Firavun ordusuyla yola çıkarak, Kızıldeniz kıyısında mola veren İsrailoğulları’na yetişir. Musa asası ile Kızıldeniz’in içinde suları ayırıp yol açar, İsrailoğulları karşıya geçer ve Firavun ile ordusu kapanan suda boğulur.

Tevrat’ta nakledildiğine göre denizi aşarak Firavun’dan kurtulan İsrailoğulları, Mısır’dan çıkışın üçüncü ayında Sina dağına varırlar. Allah Musa Peygamberi dağa çağırır.  Orada Allah Musa Peygambere 10 emri ihtiva eden taş levhaları verir ve Musa ile Allah arasında bir ahit yapılır. Ahitte Allah onlara “Fırat ile Nil arasını bağışladım” der. (Vadedilmiş topraklar. İsrail bayrağında yer alan iki çizgi bu iki nehri temsil etmektedir).

Hz. Musa Allah ile bu konuşmalarını yazdığı tabletleri Mısır’dan çıkarken getirdiği (bazı kaynaklarda da sonradan yapıldığı söylenen ) Ahit Sandığı’nın içine koyar.

(Ahit sandığının içinde ne olduğu kesin olmamakla birlikte, Tevrat’da geçmeyen Hz. Musa ile Allah arasında sözlü geçen gizli bilgiler olduğu varsayılır.)

(Bu konuyu da daha iyi anlamak için Kuran’ı Kerim referans alınmalı)

Daha sonra İsrailoğulları Sina’dan ayrılarak Paran çölüne giderler. Nihayet Vadedilmiş topraklara vardıklarında İsrailoğulları topraklara girmek istemeyince orası onlara kırk yıl yasaklanır ve bu süre çölde geçer. Birtakım olaylar sonrası Musa Peygamber Vadedilmiş topraklara  girmek için Allah’a dua eder, fakat kabul olmaz.

Hz. Musa’dan sonra yerine geçen Hz. Yuşa, Kenan diyarını fethettikten sonra burasını 12 İsrail kabilesine paylaştırmıştır. Vadedilmiş topraklarda İsrailoğulları 12 kabile konfederasyon şeklinde yaşamaya başlarlar.

MÖ 1200–1030 yılları arasındaki İsrail aşiretleri düşmanlarıyla mücadele için bir araya gelme ihtiyacı duyduklarında, siyasi ve askeri yeteneklerine güvendikleri lider kişilikleri geçici olarak başlarına getirmişlerdi. Bu döneme Hakimler dönemi denmekteydi.

Yaklaşık 200 yıl boyunca göçebe yaşam tarzı sürdüren İsrailoğulları yerleşik yaşama geçince kabilelerini bir arada tutacak bir kral seçme gerekliliği duymuşlardır. (Çok detaylandıramıyorum konu uzamasın diye, bu kouları internetten bulabilirsiniz) Nihayetinde dış tehditler yüzünden İsrail Krallığını oluşturdular. (özellikle Filistinliler)

MÖ 1020’de ilk Yahudi kralı olarak başa geçen Saul, dağınık kabile yapısını bir arada tutmaya gayret etmişti. Saul ‘dan sonra da oğlu Davud Peygamber kral olmuştu.

MÖ 1004-965 tarihleri arasında Hz. Davud, 12 İsrail kabilesini tek bir krallıkta toplamış, Kudüs’ü ele geçirerek bu şehri ilk Yahudi devletinin başkenti yapmıştı. Bu dönemde krallık en güçlü dönemini yaşıyordu.

Davud ölmeden önce oğlu Süleyman’ı tahta çıkararak kral ilan etmişti.

MÖ 965-930 tarihleri arasında krallığını yürüten Hz. Süleyman zamanı, krallık tarihinin en iyi dönemidir. İsrail Krallığı Mısır’dan Fırat Irmağı’na kadar uzanan topraklarını içine almış, hertarafa yollar binalar yapılmıştı Süleyman, ilk Yahudi tapınağını olan meşhur Süleyman Mabedi inşa ettirerek Kudüs’ü İbranilerin kutsal şehri haline getirmişti. Musa peygamberin getirdiği Ahit Sandığını da Mabedin altına gömmüştü.

(Ahit Sandığı, bu Süleyman Mabedinin bir bölümünde, Davut Peygamber zamanında başlanan ve Süleyman Peygamber zamanında 7 yılda yapılmış Mescid-i Aksa‘nın altına denk geldiği söylenir.)

Şimdi konu yavaş yavaş daha iyi anlaşılır hale geliyor değil mi arkadaşlar. Bu gün Kudüs’te olanlar bu sandığı bulma mücadelesinden başka bir şey değil aslında.

Biz yazımıza devam edelim.

Hz. Süleyman’ın MÖ 930 yılında ölümü üzerine Hz.Süleyman’ın oğlu Rehoboam tahta çıkar.

Yaklaşık 70 yıl kadar süren Büyük İsrail Devleti,  Oniki Kabile’nin kavgaları ve Rehoboam’n zayıflığı yüzünden ikiye ayrılır.

Kuzeyde on kabilenin oluşturduğu başkenti Samaria olan İsrail Krallığı, diğeri de güneyde Davut peygamber soyundan gelen Yahuda ve Benyamin kabilelerinin yönetiminde olan, Kudüs şehrine sahip Yahuda Krallığı kurulur.

200 sene yaşayan İsrail krallığı MÖ 720’de Asur İmparatoru III. Salmanassar tarafından yıkılmasıyla kuzeydeki kabileler dünyanın dört bir yanına dağılır ve izleri kaybolur. Böylece ilk İsrail oğullarının ilk sürgünü başlar.

(Asırlar sonra bazı milletler bu kaybolan kabilelerin torunları olduğunu iddia eder. Bunlardan bir kısmı hangi kabileye mensup olduklarını bildiklerini ama hangi kabileden geldiklerini bilmediklerini söyleyip yine de İsrailoğulları’nın torunları olduklarını savunuyorlar. Bunun yanı sıra bazı topluluklare kayıp kabile olarak ilan edildi. Örneğin günümüzdeki Kürtlerin Barzani Aşireti.)

( bu mevzu çok dillendirilmesinin nedeni budur. Bunun da başka bir yazıda kısmetse anlatırım).

Yaklaşık 350 yıl boyunca ayakta kalan, MÖ 587’de çöken Yahuda Krallığı ise Asur İmparatorluğu yıkıldıktan sonra kurulan Bâbil Krallı Nebukadnezar’ın istilasına uğramıştı. İlk saldırıda Yahuda kralı Yehoyakim’i Babil’e sürgün eder. Yerine oğlu Yehoyakin  Yahuda Kralı olur.

Yehoyakin’in ayaklanmaı sonucu Nebukadnezar tekrar saldırı ve Yehoyakin ve ailesi Nebukadnezar’a teslim olmak zorunda kalır. Bununla birlikte halktan toplam on bin kişiyi de sürgün eder.

Bu sefer Yahuda tahtına Sidkiya geçer. Sidkiya Nebukadnezar’a bağlı kalacağına and içer ancak Babil Kralına karşı isyan eder. Bunun üzerine Nebukadnezar M.Ö. 597 yılında Yahuda krallığını saldırır ve işgal eder, Önce Yehoyakim, ardından Yehoyakin ve son olarak da Sidkiya’nın isyanı, kral Nebukadnezar’ın bir daha isyan edemeyecek şekilde yerle bir eder.

Nebukadnezar işgal sonrası Kudüs’ü ele geçirir Ahit sandığını aramak için Süleyman Mabedini yıktırır. Ama sandığı bulamaz. Bunun üzerine Nebukadnezar ‘a “aslında Musa peygambere Allah tarafından verilen bu bilgilerin sandıkta değil, Yahudi kabilelerindeki ileri gelenlere ezberletilmiş olduğu söylenir” (Günümüzdeki hafızlar gibi). Sinirlenen Nebukadnezar, Kralın oğullarını gözü önünde öldürtür, kralın da gözlerini kör ettirdikten sonra zincire vurarak Babil’e sürgün eder. Halk her şeyini geride bırakarak göç etmek zorunda bırakılmış, geride kalanlarsa yeni efendilerinin hizmetinde yaşamaya devam etmiştir.

Şehri tamamen tahrip eden ordu, yıkılan Süleyman Mabedinin kapı ve duvarlarından söktüğü altın kabartmalarla birlikte kıymetli eşyaları, şehirden topladığı ganimetleri Bâbil’e götürür. M.Ö. 587’de Ahit Sandığı da kayıplara karışmış ve nerelere gittiği asla bilinememiştir.

Yahudilerin sürgün edilişleri diasporanın (yayılış) başlangıcıdır. Yahudiler sürgün edildikten sonra Filistin ile bağlantılarını koparmamışlardır.

(Nebukadnezar’ın yaşamı ünlü İtalyan besteci Guiseppe Verdi’nin Nabucco operasının konusunu oluşturmaktadır. Ortadoğu’nun doğal gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştıracak olan doğal gaz projesine de Nabucco adı verilmiştir.

Ayrıca;

Nebukadnezar ismi hatırladınız değil mi? Matrix filminde isyancıların yolculuk ettiği geminin ismi. Filmindeki geminin adı ise dolaylı olarak şuradan geliyor: neo, seçilmiş olandır ve insanlığı makinelerden kurtaracak olan kişidir, bir nevi peygamberdir, daha da ileri gidersek yeni isa’dır. Nebucadhnezzar adlı gemi ise matrix üçlemesinde neo, trinity ve morpheus’u yani kurtarıcıyı ve havarilerini koruyan bir gemidir Tam bu noktada size şunu hatırlatmak isteriz ki;  Morpheusun adının Yunan mitolojisindeki Düş Tanrısı’ndan gelmesi ve Morpheus, Neo‘yu yani Hristiyanlıkta Mesih’le birçok konuda örtüşen bir karakteri aramaktadır. Nebukadnezar ‘ın borda numarasına bakarsak “Mark 3 No:11″ olduğunu görürsünüz. Markos İncili 3. babın 11. mısrasına bakarsak Mesih inancının müjdelendiği bir ayet olduğu görülüyor. Komplo teorisi gibi? Ama yine de ilginç bir rastlantı, değil mi?)

Yahudilerin Babil esareti yaklaşık 70 yıl sürmüştür. Bu süre sonunda Pers Hükümdarı Keyhüsrev MÖ 538’de Bâbil’i ele geçirip Babil Krallığı’na son vererek sürgündeki Yahudilerin yurtlarına dönmelerine izin vermiş, bazıları dönmüş bazıları ise bulundukları bölgelerde kalmaya devam etmişlerdir.

Pers Hükümdarı II. Dara zamanında refah ve hürriyete sahip olarak özerk bir yönetime kavuşan Yahudiler, Kudüs’te Babilliler tarafından yıkılan tapınağın yerine MÖ 515’te ikinci bir tapınak inşa etmişlerdir ama bu tapınak ne ilk mabet gibi görkemli ne de ahit sandığı olmadığı için mistikti.

(Hep söylenir İran neden bir kere bile İsrail’e vurmaz diye. Derin İran ile siyonist işbirliği rastlantı değil demek ki!!)

Tarihin derinliklerinde gezdikten sonra birazda yakın geçmişten bahsetmek istiyorum

1860’lara kadar Evanjelizm diye bir Hristiyan/Protestan mezhebi yoktu. Theodor Herzl gibi Yahudilerin çalışmalarıyla yukarıdaki klasik Hristiyan inanışına aykırı anlayış Hristiyanlar arasında yayılmaya başladı. 1909 yılında Amerikalı Siyonistlerin öncülerinden Yahudi kökenli Samuel Untermyer dinle pek alakası olmayan Cyrus Scofield’e yeni bir İncil yazdırır.

Scofield İncil ayetlerinin yanına kendi yorumlarını koydu ve bugünkü Evanjelik anlayış ortaya çıktı. Scofield’e göre “Tanrı”, insanlık tarihini yaratılıştan kıyamet gününe kadar yedi kısma ayırdı. Yedinci ve son kısım Hz. İsa’nın 1000 yıl hüküm süreceği Binyıl Krallığı’dır. Bu devrin başlaması için “seçilmiş” Yahudi milleti öncelikle Kudüs’te toplanmalı.

 Cyrus Scofield

 Mukaddes Kitap Eski Ahit’e göre Kıyamet (Armegedon) savaşında İsa Mesih, Kudüs’e inecek ve kendisine inananlarla birlikte Tanrı Krallığı’nı kuracaktır. Yahudi inancında ise, Mesih Kudüs’ü putperestlerden temizleyecek, Süleyman Mabedini tekrar yaptıracak, dünyayı hakimiyeti altına alacak, yeryüzünde tanrı krallığını kuracak kişidir. Bu inanışa göre tanrı dünyayı İsrailoğullarına verirken, ahireti tanrı krallığının kurulmasını sağlayanlara bahşetmiştir. Dolayısıyla bu, Evajelistlerle Siyonistlerin ortak noktası olduğu için, İsrail’i kayıtsız şartsız desteklerler ve bölge Eski Ahit’in tasvir ettiği şekilde dizayn etmeye çalışırlar.

Amerika’nın Yahudilere verdiği kayıtsız desteğin sebebi de bundan dolayıdır.

Evet arkadaşlar

Umarım hikaye gibi anlattığım bu bilgiler bu güne ışık tutmuş ve İsrail’in neden Kudüs’e saldırdığına ışık tutmuştur.

Kalın sağlıcakla..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir