Hatırlıyor musunuz? 2019 öncesi nasıl bir hayat vardı?

Birçok şeye ulaşmak için hedefler koyan insanlar vardı. Bu hedefler için çalışan insanlar. Büyük endişelerimiz kaygılarımız yoktu. Çoğu zaman mutlu hissediyorduk. Bazen tek bazen aile veya arkadaşlarla özgürce seyahatler ederdik. Hiç başkalarından çekinmeden kalabalığın içine karışıp eğlenirdik.

Kiralarımız makul seviyelerde seyrederdi. Akaryakıt öyle arada bir dalgalansa da her zaman depoyu doldurabilecek parayı bulabiliyorduk. Gıda fiyatları ise bizi o kadar zorlamazdı. Bir şekilde yemek istediğimizi yiyebiliyorduk.

Çoğu şey rutin ilerliyordu.

Peki 2019 sonrasında nasıl bir dünya oluştu?

Evet, bütün dünya 2019 öncesinde bu şekildeydi. İnsanların yarından yana bir kaygısı, korkusu yoktu. Hiç kimse anormal bir şey beklemiyordu, ta ki bir el RESET düğmesine basana kadar.

 Hayat pahalılığı bir anda hepimizi vurdu.

Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya’dan tutun da, küresel yapının üssü olarak görülen İsviçre’ye kadar, dünyanın bir ucundan en ücra köşesine varıncaya kadar acımasızca bir zam furyası ve hayat pahalılığı, insanları çıldırma noktasına getirircesine hızla kat etti.

Dünyada petrol mü bitti? Hayır. Doğalgaz mı bitti. Hayır, Gıda üretimi mi durdu ya da bir günde insan nüfusu ikiye mi katlandı? Hayır.

Araba üretimi mi durdu? İlk başta durdu dediler ama sonra bunun da yalan olduğu ortaya çıktı. Yalan ortaya çıkınca bu seferde çip krizi var dediler. Buna rağmen fabrikalarına kaçak araba üretim görüntüleri sosyal medyaya sızınca çip krizi yalanı da kısa sürdü.

Her şey pandemiyle başlamadı mı?

Her gün sokak ortasında düşüp can çekişen insan görüntüleriyle, karantinaya alınan bir şehir ve çığlıklarıyla, özel kostümlü sağlık ekiplerinin tv kanallarında boy göstermesiyle, ilaçlanan caddelerin sokakların görüntüleri derken acımasızca kapanmalar geldi. Çarklar durdurdu ve hayat pahalılığı ortaya çıktı. Dengeler bozuldu. Zincirleme olarak zam yapmaması gereken kişiler de bu kervana katıldı. Ev kiraları, araba fiyatları aldı başını gitti.

Devletler ise zamlar karşısında çaresiz kaldı.

Süreç, pandemi ve kapanmaya başlamıştı, akabinde aşı dayatmaları ve en sonunda da hayat pahalılığı ile insanlar bir şekilde çıldırttılmaya çalışıldı. Sokakların devletine güvenmeyen insan yığınlarıyla dolduğu ülkeler düşünün. Asayişin bozulduğu, yağmaların arttığı sokaklar.

Bütün dünya bu şekilde karıştırıldıktan sonra son noktayı koyma planlarını görebilirsiniz. İşte o son noktaya gelindiğinde emin olun devlet diye bir şey kalmayacaktır. Almanya, Fransa, İngiltere diye bir devlet olacak ama içinde yöneten olmayacaktır.

Tabiki Türkiye de aynı süreçlere maruz kaldı. Aşı zorunluluğu varmış gibi uygulanmayan yasalar çıkartıldı, mecburi kapatmalar açıklandı ama üretim hiçbir zaman durmadı. Sürece uyum sağlıyormuş gibi yapılarak sakin bir şekilde beklendi. Sanki bunlar daha önceden biliniyormuş gibi fazla bir karışıklığa sebep vermeden durum yönetildi.

Daha önceki yazılarımda Küresel gücün 2023 sürecinde her şeyi bitireceğini ve dünyaya tek elde toplayıp bir hizmetçi toplum meydana getirip dini olmayan, cinsiyeti olmayan, hiçbir inancı olmayan makineler haline dönüştürmek istediğinden bahsetmiştim. Kaos bütün dünyaya yayılıyor ve sokaklar insanlarla dolduruluyor, yürüyüşler direnmeler ama emin olun bu direnç hiçbir sonuca varmayacak. Çünkü petrolden tutun paraya, ilaçtan birçok gıda sektörüne varıncaya kadar her şey bu küreselci dediğimiz oligartların elinde ve bu süreç hızla devam ediyor.

Düşünsenize Pandemi öncesi petrolün varili 40 küsur dolardı, bir anda kendiliğinden 90 dolara çıkartılıyor. Yani Araplar kaos çıkacağını bile bile mi zam yapıyor buna kaçınız inanıyor. Ya da gaz devlerinden biri olan Rusya bir anda diyor ki ben daha az gaz satmak istiyorum. Vanalar kapanıyor, üstüne durup dururken bir de zam yapıyor hem de %500. Sebep ney peki?

Demek ki önümüzdeki süreçte hastalık gündemden düşmeye başlasa bile zamlar gündemden düşmeyecek. Her şey 3-5 kat zamlandı bundan sonra da böyle devam edecek. Petrol daha da zamlanacak doğalgaz haddinden fazla artacak. Bunlar arttıkça insanlar çıldırana kadar enflasyon durmayacak.

Fransa’da öğrenciler yemek kuyruğuna giriyor, insanlar gıda yardımlarıyla hayata tutunmaya çalışıyor. Almanya’da enflasyon son 30 yılın zirvesine çıkmış durumda. Verilen maaştan daha fazla kira isteniyor ve maaşlara hiç zam yok. Aynı şekilde enerji fiyatları 2019 öncesine göre yüzlerce kat zamlanmış durumda.

Bizde durum ne vaziyette?

Ama ne hikmetse bize bunlar gösterilmeyip Avrupa’nın güllük gülistanlık olduğunu iddia edenler bunu iddia ederken de hiçbir delil göstermeden hiçbir resmi haber kaynağı göstermeden sadece siyah bir fonun üzerine bir caps hazırlayarak bakın, Avrupa Cennet diyenler ülkelerini yerden yere vuranlar kim?  

40 dolar olan ham petrolün varili 80 dolara çıktığı, doğalgaza %500 zam geldiği bir ortamda içimizden biri çıkıp, hemen seçim derhal seçim niye der? 2019 sonrası hastalık sürecinde tüm dünya organize bir şekilde hayat pahalılaştırmak için yapılan bu zamanları görmeyip, bütün dünya normal, bir tek Türkiye’de zam geliyor algısını yapmaya çalışanlar neye hizmet eder ya da kimler ülkemizi suçlamanızı sizden ister?

Aslında Türkiye dışarıya hiç açılmadan yıllarca kendi kendine yetebilecek bir gıda potansiyeli varken, 3 tarafı denizlerle çevrili, üretimde de son dönemde zirveye ulaşmış durumdayken, en önemlisi doğalgaz çıkartabilecek durumdayken kimler iç karışıklık ister, bu ülkeyi durdurmak ister? Aksi halde Karadeniz’de çıkartacağımız doğalgazı ülke pompalamaya başladığımızda, Akdeniz’de de çıkartacağımız doğalgazı Avrupa’ya pompaladığı anda bütün kurdukları planları altüst olur değil mi?

Şimdi herkes neden bu kadar sondaj gemisini aldığımızı son olarak da yedinci nesil bir gemi daha neden aldığımızı daha iyi anlasın. Bu kadar donanımlı gemiler sadece Karadeniz için miydi? 

Hedef Akdeniz’dir ve dananın kuyruğu burada kopacak. Avrupa’nın geleceği ve bağımsızlığı da buna bağlıdır.

İşte bu yüzden Türkiye bir şekilde durdurulmalı.

Kalın sağlıcakla.

Yorum
  1. Yeter artık. İlk seçimde herkes hak ettiği yere gider. Biz reisin arkasındayız ve dünyada ne döndüğünün farkındayız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Rothschild Rockefeller savaşı

Bizler her gün işe, okula, tatile … vs. gideriz. Gündelik işlerimizi yaparken,…

Kim Bu “Dünyayı Yöneten” Aileler?

Sermayeyi elinde tutan bu bir avuç azınlık çete, bu güç kim, kimler ve amaçları ney?

Devletle Oyun Olmaz!

Plan içinde plan, oyun içinde oyun. Doların bir anda çakılmasıyla birlikte dünyanın…

DSÖ’yü kim yönetiyor 2.bölüm

Merhaba arkadaşlar Yazımın 1. bölümünde Dünya Sağlık Örgütü’nün aslında sağlık örgütü olmadığını,…