Küreselciler ve savaş
Küreselciler ve savaş

Ekranlarda izlediğimiz patlamalar, devlet başkanlarının hamasi nutukları, ana akım medyanın bize sunduğu yüzeysel jeopolitik analizler… Bize sunulan bu “gerçeklik”, çoğu zaman asıl oynanan büyük oyunu gizlemek için ustaca tasarlanmış bir sis perdesinden ibarettir. Son dönemde Orta Doğu’da patlak veren ve tüm dünyayı bir 3. Dünya Savaşı’nın eşiğine getiren krizleri derinlemesine analiz ettiğimde, karşılaştığım manzara basit bir kaynak veya toprak çatışmasından çok daha karanlık ve planlı bir ajandayı işaret ediyor.

Bugün, size ekranlarda anlatılmayan o derin gerçeği, çöken imparatorlukların psikolojisini ve dünyayı tek tipleştirmeye çalışan asıl güçleri anlatacağım.

Körfez Serabı ve Çöken İllüzyonlar

Şu an Orta Doğu’da şahit olduğumuz tablo, salt bir askeri operasyondan çok daha fazlası. Dünyanın şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimali, petrolünün %75’ini buradan sağlayan Japonya gibi dev ekonomilerin aylar içinde fişinin çekilmesi demek.

Ancak burada asıl dikkat etmemiz gereken detay, bölgedeki “müttefiklerin” yapaylığıdır. Yıllardır bize birer refah ve teknoloji ütopyası olarak pazarlanan Körfez ülkeleri, aslında imparatorlukların koruması altında yükselmiş, temeli kuma atılmış yapılardır. Kendi içme suyunun %60’ını denizden arıtan, gıdasının %89’unu ithal eden bu ülkeler, asimetrik savaşın gerçekliğiyle yüzleştiklerinde birer kağıttan kaplana dönüşüyor. Milyarlarca dolarlık fütüristik şehir projeleri, modern savaşın acımasızlığı karşısında bir serap gibi dağılıyor.

Petrol Değil, Eskatolojik Bir Yıkım Savaşı

Savaşların genellikle petrol veya ticaret yolları için yapıldığını düşünmeye programlandık. Geleneksel askeri mantıkla baktığımızda; İran’ın nükleer uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamayı teklif etmesine rağmen ABD ve İsrail’in savaşta bu denli ısrar etmesi anlamsızdır. Çünkü bu savaşın ana motifi ekonomik değil, tamamen eskatolojiktir (dini ve kıyamet tasavvuruna dayalıdır).

Hedef, “Büyük İsrail” projesini hayata geçirirken bölgede kaosu en üst seviyeye çıkarmaktır. Mescid-i Aksa’nın yıkılması ve yerine Üçüncü Tapınağın inşa edilmesi gibi senaryolar, bölgede Araplar ve Persler arasında fitili ateşlenecek devasa “sahte bayrak” (false flag) operasyonlarının nihai noktasıdır. Peki ama neden bu kaosa ihtiyaç var? İşte asıl oyun burada başlıyor.

Asıl Aktörler: Ulus-Devletlerin Tasfiyesi ve Çin’deki Yeni Merkez Üssü

ABD’nin bu savaştaki başarısızlıklarına, milyarlarca dolarlık hava savunma sistemlerinin eski nesil dronlar karşısındaki çaresizliğine bakıp “Amerika zayıflıyor” diyebilirsiniz. Ancak kaçırdığımız büyük resim şudur: Amerika’nın bu savaşı kazanması zaten istenmiyor.

Bu savaşın mimarları Washington’daki politikacılar değil, ulus-devletleri birer konak olarak kullanan küreselcilerdir. Ve bu küreselci elitler, Amerika’yı çoktan gözden çıkardılar. Son 30 yılda üretim hatlarını, sermayeyi ve teknolojik altyapıyı sessizce Doğu’ya, özellikle de Çin’e transfer etmelerinin sebebi bir tesadüf değildi. Küreselciler, yeni dünya düzeninin laboratuvarı ve yeni merkez üssü olarak Çin’i seçtiler.

Neden mi Çin? Çünkü Çin, küreselcilerin ıslak rüyası olan mutlak itaat toplumunun kusursuz bir simülasyonudur. Sosyal kredi sistemi, her sokağı izleyen yapay zeka destekli yüz tanıma kameraları, dijital merkez bankası paraları (CBDC) ile anında bloke edilebilen hayatlar… Bireyin devlete ve sisteme tam entegre olduğu, aykırı tek bir sesin bile algoritmalarla anında boğulduğu bu tekno-diktatörlük, tüm dünyaya ihraç edilmek istenen asıl sistemdir.

Kaostan Doğan “Düzen”: Çin Modelinin Küresel Dayatması

Batı toplumları, bireysel özgürlüklere ve mülkiyet haklarına düşkündür. Onlara “Bugünden itibaren Çin’deki gibi sosyal kredi sistemiyle yaşayacaksınız, paranızın son kullanma tarihi olacak ve her adımınız izlenecek” derseniz devrim olur. Ancak, kurgulanmış bir 3. Dünya Savaşı, çöken tedarik zincirleri, hiperenflasyon ve aylarca süren elektrik/gıda kesintileri yaratırsanız ne olur?

İnsanlar açlık ve korkuyla o kadar çaresiz kalırlar ki, güvenliği ve ekmeği sağlamak şartıyla dijital prangaları kendi elleriyle takmayı talep ederler. İşte Orta Doğu’daki savaşın ve Amerikan ekonomisinin planlı çöküşünün asıl amacı budur. “Hiçbir şeyiniz olmayacak ve mutlu olacaksınız” distopyasının inşası için, mevcut sistemin devasa bir borç krizi ve savaşla yıkılması şarttır. Kaosun zirvesindeyken sahneye çıkacak olan küreselciler, barışı ve düzeni sağlama vaadiyle Çin’in teknolojik gözetim modelini tüm uluslara tek kurtuluş reçetesi olarak dayatacaklar.

Platon’un Mağarasından Çıkış Vakti

Tüm bu jeopolitik satranç, savaşlar ve ittifaklar, Platon’un meşhur Mağara Alegorisi’ndeki duvara yansıyan gölgelerden ibarettir. Bizler zincirlenmiş bir şekilde o gölgelere bakıp (ABD mi kazanacak, İran mı direnecek?) tartışırken; asıl gücü elinde tutan küreselciler, arkamızdaki ateşi harlayarak insanlığı küresel bir dijital Çin panoptikonuna (gözetim hapishanesine) hapsetmeye hazırlanıyorlar.

Bize düşen görev; bize dayatılan o gölgelerden başımızı çevirip, arkadaki ateşi ve kuklacıları görme cesaretini göstermektir. Bildiğimizi sandığımız tarihsel ve ekonomik ezberleri bir kenara bırakıp, gerçeğin ne kadar sarsıcı olursa olsun peşine düşmek zorundayız. Çünkü dijital prangalar ayaklarımıza geçirilmeden önce uyanmak için son virajdayız.

Please follow and like us:
Pin Share
Yorum
  1. küreselcilerin dünyaya hakim olması ya da yönetmesi için bir kaç engel var.
    1- ulus devletlerin yok olması
    2-yüksek nüfus

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Modern kölelik İD2020 projesi

ID2020 Birliği, Son olarak 2019 Eylülünde New York’ta bir zirve yapar. Zirvede kendi programını 2020 yılında yürürlüğe koyma kararı alır ve bu kararı, 2020 Ocak ayındaki Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nda da tesciller.

Suudiler Hatay’daki 10 Milyar Dolarlık Projeye Ortak Mı Oluyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Körfez turunun ilk durağı olan Suudi Arabistan’da imzalanan enerji anlaşması, gözleri Hatay’a çevirmiş durumda. Türkiye Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan Krallığı arasında, önceki gün doğrudan yatırım, savunma sanayii, enerji, savunma ve iletişim alanlarında anlaşmalar imzalandı.

Zengezur Bölgesindeki Terör Tehdidi ve Bölgesel Endişeler

Zengezur’da neler oluyor? Buradaki terör kamplarını hangi ülkeler destekliyor? Burada oluşan yeni…

Dünya Resesyona Girene Kadar Durmayacaklar.

Merkez bankalarının yüksek enflasyona karşı gerçekleştirdiği agresif faiz artışları, küresel ekonomide resesyon endişelerini artırıyor.