dijital kölelik

İnsanlar tarih boyunca zamanın durumuna göre, değişik şekillerde hep köleleştirildiler.

Köle olmanın değişik sebepleri vardı. Bu çağa göre değişiyordu. Mesela savaşta tutsak edilmek bir kölelik şekliydi veya borcunu ödeyemeyen bir kişinin durumu da. En yaygını da köle bir ailede dünyaya gelmek.

Kölelikten kurtulmanın tek yolu ise efendisi tarından azat edilmesiydi.

Ticari manada ise kölelik 15.yy’da başlayıp 19.yy’a kadar sürdü. Avrupa’da İnsanlar kendi yaşamlarını sürdürebilecek kadar ürettikleri çağlarda ticari kölelik yoktu. Ama Zamanla üretimde kullandıkları araçlar geliştikçe tüketebileceklerinden daha fazla üretmeye başladılar. Böyle olunca da savaş tutsaklarını öldürmek yerine kendileri için çalıştırmaya başladılar ve onların ürettikleri fazla ürüne el koydular.

Batının Zenginlik Kaynağı: Afrika’dan Kaçırılan Köleler.

Transatlantik Köle Ticareti, Amerikan kolonilerinde ve daha sonra Amerika eyaletlerinde işgücü eksikliğinden ortaya çıktı. Avrupa Kolonileri içinde işgücünden yararlanılan ilk köleler Kızılderililerdi. Bu durum Afrika’dan yüklü miktarda ve uygun fiyata köleler getirilinceye kadar sürdü.

Hiç merak ettiniz mi, “Amerika’da NBA’in siyahi basketbolcuları neden bu kadar iri? Zencilerin neden Afrika’nın diğer halklarına göre daha kaslı ve yapılı?”

Çünkü Afrika’dan Amerika’ya köle olarak götürülen zenciler özellikle seçiliyordu. En irisi, en güçlüsü veya en sağlıklısı.

Zaman içinde denizcilikte güçlenen İngiltere köle ticaretinde lider konumuna geldi. 17.yy’da Liverpool’dan yola çıkan her dört gemiden biri köle ticaret gemisiydi.

Köle Ticareti

Ticari Kölelik 15. yy ’da başlayıp 19. Yy’a kadar sürdü.

Atlantik Köle Ticareti ’ne karşı zaman içinde ahlaki ve politik muhalefet başladı ve Köle ticareti ilk olarak Hawaii Devrim’inde (1791-1804) resmen yasaklandı.

İnsan ticaretinde hayli aktif rol alan bu gün masumları oynayan Danimarka ise köle ticaretini, kanuni olarak ilk yasaklayan ülkeydi (1792).

İngiltere ise köle ticaretini Hawaii kararlarından üç sene sonra yasaklamıştı. 1808 yılında da Amerika İngiltere’yi takiben köle ticaretini kanunen yasakladı.

Avrupa veya batı köleliği yasaklaması aslında pek de insani-ahlaki düşüncelerden dolayı değil tamamen ekonomik sebeplerden dolayıydı.

Çünkü 1800’lü yıllarda başlayan endüstri devrimiyle birlikte dünya serbest piyasa ekonomisiyle tanıştı. Serbest piyasa aynı zamanda serbest işgücünü gerektiriyordu. Yoksa bu insanlık dışı efendilere hiçbir ahlaki değer işlemezdi.

Eskiden kölelerin barınma ihtiyaçları ve yiyecek ihtiyaçları sahipleri tarafından karşılanırdı. Bu formatta doğan çoğu köle ise bu sistemin dışını tasavvur edebilecek cesareti hiçbir zaman olmazdı. Çünkü efendiler olmazsa aç ve evsiz kalacaklardı. (Günümüzde kapitalizm çökerse işsiz kalıp karnını doyuramayacağını düşünen cahiller gibi)

Toprağa dayalı üretim, yerini makinelere dayalı bir üretime bırakması yani Endüstri devrimi ile bu sistem, efendilere gereksiz maliyetler ve yükler getiriyordu.

Sistem güncellenip evrimleşmeliydi. Evrimleşirken de köleler arasında kabul görüp isyanlar çıkmaması gerekiyordu. Bunun için yeni bir söylem geliştirildi.

Demokrasi!

(Demokrasinin doğuşu ve insanlar arasında kabul görmesi de böyle oldu işte.)

Böylece bir asır önce olan bu değişim hem ekonomiyi, beraberinde de siyaseti ve sosyolojiyi de değiştirdi. Köleler azat edildi. İşin aslı buydu.

Azad olan köleler açlık ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak için efendilerinin iş yerlerinde artık ücret karşılığı çalışacaklardı. Aldıkları ücret ile gıda ihtiyaçlarını sağlık ihtiyaçlarını barınma ihtiyaçlarını karşılayacaklardı.

Böylece aynı zamanda hem köle hem de müşteri olarak sömürülen bizlere Efendilerimizi seçme hakkı verildiği için de, özgür olduğumuza inanıp, daha verimli ve çok çalışmış olacaktık.

Geçmişte köleleri, efendiler seçerdi. Şimdiyse köleler kendi efendilerini seçiyorlar.

Endüstri devrimi öncesinde efendilerinin tarlalarında çalışan köleler hangi ırktansa onların da başında çobanlık yapan eli kırbaçlı köleler yine aynı ırktan seçilirlerdi. Aksi takdirde kölelerin isyan edeceklerini bilirlerdi.

Bu yüzden günümüzde evrim geçiren kölelik sisteminde de modern kölelerin yani işçilerin çobanlarını da kendi içlerinden seçip aynı yönetimi sürdürdüler. ( Profesyonel yöneticiler veya yalama müdürler gibi)

Efendini yani patronunu seçmek hür iradeyi kullanmak mıdır?

Hür irademizle seçtiğimiz efendilerimizin bizi kiralama karşılığında verdikleri ücret karşılığında yine onların ürettiği ürünleri hür irademizle alarak kendimizi özgür sanmak, üstelik bu alışverişin her evresinde bir de devlete vergi vermek özgürlük mü sizce?

Oysa bize “özgürlük” Kendi meşru sınırları içerisinde insanların istediği her şeyi yapabilmesi olarak öğretildi. Demokraside olduğu gibi özgürlük kelimesi de narkoz gibi insanları psikolojik anlamda köleleştirmenin bir yöntemi olarak icat edilmişti.

Gerçekte özgürlük aynı zamanda bir insanın istemediği hiçbir şeyi yapmama hakkına da sahip olmasıydı. Böyle durumda gerçek bir özgürlükten söz edilebilir.

Herhangi bir sisteme dâhil olmayı reddetmek, o sistemin dayattığı zorunlulukları yerine getirmemek bir tercih hakkıdır. Temel ihtiyaçlar ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak için paraya ihtiyaç duyan bir sistemi red etmekte de özgürlük olmalı.

21. yy ‘da yeni bir küresel dönüşüm başladı.

Yapay zekânın hayatımıza girmesi ve üretimde insana olan ihtiyacın giderek ortadan kalkmaya başlamasıyla birlikte yeni bir küresel dönüşümün içine girdik. Kölelik yeniden form değiştiriyor ve dijital bir diktatörlüğün içine çekiliyoruz.

İçinde yaşadığımız sistem değişiyor. Bizler bu sosyo-ekonomik sistemde doğup büyüdüğümüz için eskilerde olduğu gibi yeni modeli düşünüp tasavvur edemiyoruz. Bu yüzden Korona virüs sonrası oluşan bu garip durumla birlikte, Global çapta çökertilmeye çalışılan dünyanın doğurduğu belirsizlik bizi kaygılandırıyor ve endişelendiriyor. “Ya kölesi olacağımız efendiler bulamayıp aç kalırsak.”

Beynimizi yapay zekaya köle yapmayalım

Dijital diktatörlük.

Korona virüs kasten mi çıkarıldı bu konuya tekrar girmek istemiyorum ama sistemin değiştirilmesi için bulunmaz bir kaftan oldu.

Sanayi devrimi ile feodaliteden Modernizm’e taşınan kölelik, Virüsle birlikte sistemini dijital teknolojik araçlar üzerinden yeniden kurgulamakta.

Efendilerin artık bu kadar köleye ihtiyaçları yok. Çalıştırmadıkları köleleri kontrol altında tutmaları gerekiyor. Bu değişimi gerçekleştirirken olası ayaklanmaları ve baş kaldırıları engellemek için önce yavaş yavaş çalışma saatlerini düşürecekler. Gerekçe olarak ise adil bir düzen, sömürüye hayır gibi evrensel sloganları kullanacaklar. Zamanla azalan iş gücü ve artan işsizlik için ise Metaverse denen sanal dünya da gereksiz işler ile insanları oyalayıp herkesi evlerine hapsedecekler.

İş bulamayanları ise evrensel gelir adı altında sosyal yardım gibi enstrümanlarla sisteme bağımlı hale getirecekler. Veya yeni geliştirdikleri oturduğun yerden para kazan mantığıyla reklam videoları izle para kazan ve buna benzer aktivitelerle insanları evden çıkartmadan maaş bağlayacaklar. (Vücut enerjini sat para kazan da buna hizmet etmesi için geliştirilmiş yeni bir sistem.)

Bu geçiş sürecinde insanlara sağlık maksatlı diye taktıkları akıllı çipler aracılığıyla da tüm tutum ve davranışlarını takip edip, Big data dediğimiz yere kaydedecekler. Hatta insanların özgürlük adına her şeyinin en ince detaylarına kadar, tüketim alışkanlıklarından benlik algısına, karakter yapısına kadar analiz edilebilecek ve bizlerin yaşam biçimine müdahale noktasına kadar gelecekler.

Bütün işlerde kapana kısılmış hissediyor.

İpotekli yaşam biçimi globalleşmenin, küreselleşmenin bu çağdaş kavramlar etrafında dijital köle olarak yaşamaya zorlayacakları bir zaman geliyor.

Anlaşılan modern zamanlarda yeni isimler alsa da, kölelik, her çağa ve zamana kendini uyarlayarak devam edecek.

Gerçekte her yeni sistemle beraber değişen sadece efendilerin kullandığı sömürü araçlarıdır.

Kalın Sağlıcakla.

Yorum
  1. Artık köyümüze dönüp domates biner patlıcan ekip sağdığımız ineklerden süt alıp peynir yoğurt kaymak yapamayacakmıyız? Bunlarıdamı buşamayacağız?

  2. Ben bu fikirlere katılmıyorum. Emeğimizin karşılığında hakkımız olanı alıp dilediğimizce harcamak ne zaman kölelik oldu?

  3. Teknoloji, dolayısı ile dijitalizm insan yararına kullanılırsa bence faydalı, görünen o ki malesef pek de insan yararına kullanılmıyor. Aksine tamamen şeytana hizmet eden bir akıla hizmet ediyor. Uyanık olalım. Devletimiz de uyanık olmalı. Dijital köleliği engellemeli. Tüm dataların yurt içindeki sunucularda tutulması gerekiyor.

  4. Kapitalizm kurgulayanlar bu gün yeni bir sistemi kurguluyor. Para her zaman küç bir azınlığın elinde. Devletleri de ellerinde kukla etmişler. Bir gün gelecek köleler bu mutlu azınlığı yok edecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şunlar da hoşunuza gidebilir
tua Türkiye Uzay Ajansı

Türkiye’nin, Ay yolculuğu ne zaman başlayacak?

2018 yılında ülkemizin uzay çalışmalarını yürütmek amacıyla kurulan Türkiye Uzay Ajansı (TUA), faaliyetleri arasında…

köpekler Covid-19 tespit eder mi?

İngiltere  merkezli  Medical Detection Dogs adlı kuruluş 6 köpeğe eğitim vererek corona…

Akp gerçekten bitti mi?

İlk kurulduğu günden beri Türkiye’de çok köklü değişimleri gerçekleştiren Akp hükümeti çöküyor…

Rothschild Rockefeller savaşı

Bizler her gün işe, okula, tatile … vs. gideriz. Gündelik işlerimizi yaparken,…