Para aslında nedir?
Para aslında nedir?

Para; her gün peşinden koştuğumuz, uğruna ömür tükettiğimiz ama doğasını neredeyse hiç sorgulamadığımız en büyük gizemdir. Mühendislik, işletme veya iktisat okumanız fark etmez; üniversiteler size paranın işlevini (değiş-tokuş aracı, değer saklama aracı vb.) öğretir ama paranın aslında ne olduğunu ve nasıl var edildiğini anlatmaz.

Gelin, bu “finansal matrisin” kaynak kodlarını birlikte inceleyelim.


1. Kuyumcunun Büyük Keşfi: Modern Bankacılığın Karanlık Doğuşu

Modern bankacılık sistemi, Orta Çağ kuyumcularının kurnaz bir gözlemine dayanır. Eskiden insanlar altınlarını güvenli kasaları olan kuyumculara emanet eder, karşılığında bir “emanet makbuzu” alırlardı.

Kritik Gözlem: Kuyumcu fark etti ki, insanlar altınlarını geri almaya nadiren geliyorlardı. Bunun yerine, alışverişlerde doğrudan “emanet makbuzlarını” (bugünkü kağıt paranın atası) birbirlerine devrederek ticaret yapıyorlardı.

İllüzyonun Başlangıcı: Kuyumcu, kasada duran ve kendisine ait olmayan altınlar karşılığında, piyasaya altın miktarından daha fazla “makbuz” (borç) dağıtmaya başladı. Bu, dünyada “hiçten para yaratmanın” ilk adımıydı.


2. Kısmi Karşılık Bankacılığı: Yoktan Var Edilen Rakamlar

Bugün parayı devletlerin bastığını sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Modern ekonomide para arzının yaklaşık %95’i ticari bankalar tarafından, klavye başında yaratılır. Buna “Kısmi Karşılık Bankacılığı” (Fractional Reserve Banking) denir.

Örnekle Sistem Nasıl Çalışır?

Diyelim ki bir bankaya 1.000 TL yatırdınız. Merkez Bankası’nın zorunlu karşılık oranı %10 olsun.

  1. Banka A: 100 TL’yi kasada tutar, kalan 900 TL‘yi bir başkasına “kredi” olarak verir. (Piyasadaki para artık 1.900 TL oldu!)
  2. Banka B: O 900 TL başka birinin hesabına yatar. Banka B bunun %10’unu ayırır ve 810 TL kredi verir.
  3. Döngü: Bu işlem böyle devam eder. Sonuçta başlangıçtaki 1.000 TL, bankacılık sistemi sayesinde yaklaşık 10.000 TL’lik bir harcama gücüne dönüşür.

Acı Gerçek: Aradaki 9.000 TL aslında fiziksel olarak yoktur. Sadece dijital ekranlardaki borç kayıtlarıdır.


3. Para Eşittir Borç: Matematiksel Bir Çıkmaz

Modern sistemde her 1 birim paranın karşılığında, 1 birim borç vardır. Eğer dünyadaki tüm borçlar bugün ödenseydi, piyasada dönecek tek bir kuruş bile kalmazdı.

“Sandalye Kapmaca” Oyunu ve Faiz

Sistemin en büyük defosu şudur: Bankalar ana parayı yaratır ama faizi yaratmazlar.

  • Örnek: Dünyada sadece 100 TL olduğunu ve bu paranın size borç verildiğini düşünün. Banka sizden yıl sonunda 110 TL geri istiyor. O fazladan 10 TL (faiz) sistemde fiziksel olarak mevcut değil!
  • Sonuç: O 10 TL’yi ödeyebilmek için ya bir başkasının ana parasını (ekmeğini) çalmak zorundasınız ya da bankanın faizi ödemeniz için size yeni bir borç vermesi gerekir. Bu yüzden iflaslar, hacizler ve işsizlik sistemin birer hatası değil, çalışan birer özelliğidir.

4. Enflasyon: Cebinizdeki Görünmez El

Metinde de belirtildiği gibi; enflasyon aslında gizli bir vergidir. Devletler ve bankalar para arzını artırdığında, sizin cebinizdeki paranın alım gücü düşer.

“Birinden 10 TL çalsanız polis gelir. Ama sistem enflasyon yoluyla her yıl alım gücünüzün %20’sini çaldığında buna ‘ekonomik gösterge’ denir.”


5. Neden Kimse Dur demiyor?

Henry Ford’un meşhur bir sözü vardır: “Halk, bankacılık ve para sistemimizi anlasaydı, yarın sabah olmadan bir devrim olurdu.”

Sistem, sürekli büyümeye mahkumdur. Bu büyüme durursa sistem çöker. Ancak sınırlı kaynakları olan bir dünyada sonsuz büyüme imkansızdır. Bu yüzden sistem, tıkanıklığı açmak için savaşları, krizleri ve aşırı tüketimi birer yakıt olarak kullanır.

Sorgulamamız Gereken 4 Soru:

  1. Neden devletler kendi paralarını faizsiz üretmek yerine, özel bankalardan faizle borç alıyor?
  2. Para neden bir “değer” olarak değil de, sadece bir “borç” olarak yaratılıyor?
  3. Sürekli büyümeye odaklı bir sistemle “sürdürülebilir bir dünya” inşa edilebilir mi?
  4. Enflasyonun aslında kolektif bir hırsızlık olduğu gerçeğini neden kabul ediyoruz?

Sonuç: Tavşan Deliğinden Çıkış

Para bir araç olmaktan çıkıp, toplumları yöneten bir kontrol mekanizmasına dönüşmüştür. Mayer Amschel Rothschild’in dediği gibi: “Bana bir ülkenin parasını kontrol etme yetkisini verin, yasaları kimin yaptığı umurumda olmaz.” Eğer bu sistemi anlarsak, borç tuzağına düşmekten korunabilir ve gerçek değerin “rakamlarda” değil, üretimde ve emekle yaratılan karşılıkta olduğunu kavrayabiliriz.

Bir yanıt yazın
Şunlar da hoşunuza gidebilir

Muhammed bin Zayid en-Nehyan

Ayrıca, 1991’deki Körfez Savaşı’na destek vermek için ABD Hazinesi’ne 4 milyar dolar göndermeye ikna edildiği bilinmektedir.

14 Mayıs 2023 Artık Final!

Para oyunlar ile Erdoğan’ı deviremeyeceklerini anlayan batı bu seferde Türkiye’de muhalefeti destekleyip Erdoğan düşmanlığı üzerinden aslı astarı olmayan yalanlarla Erdoğan’a darbe yapmaya çalışıyorlar.
Türkiye-Almanya

Almanya’da Kriz Derinleşiyor: Çözüm Türkiye ile İşbirliğinde

Almanya’da Kriz Derinleşiyor: Çözüm Türkiye ile İşbirliğindeAlmanya, 2024’e ekonomik durgunluk ve siyasi…
Yeni Dünya

ABD Seçimleri Sonrası Yeni Dünya Düzeni

Kasım ayında yapılacak ABD başkanlık seçimlerinin sonuçları, sadece Amerika’nın değil, tüm dünyanın…