KÜRESEL KÖLELİK DÜZENİ
KÜRESEL KÖLELİK DÜZENİ

Değerli dostlar, bugün burada sadece bir siyasi gelişmeyi değil, insanlığın geleceğini ipotek altına almaya çalışan kirli bir ajandaya karşı başlatılan o devasa isyanı konuşacağız. Yıllardır bize “ilerleme”, “çevrecilik” ve “modernlik” adı altında pazarlanan her şeyin aslında bizi adım adım köleleştiren birer pranga olduğunu görme vaktimiz geldi.

Eğer çevremizde dönen bu sinsi oyunları analiz edemezsek, kendi vatanımızın ve ailemizin geleceğini de savunamayız. Küresel yapı, hayatımıza “yenilik” maskesiyle birçok zehir zerki yaptı. Çoğumuz “Ne güzel, teknoloji gelişiyor” dedik ama bu yolun sonunun nereye çıktığını fark edemedik. Şimdi, bu maskeyi hep birlikte düşürelim.

Enerji Tuzağı: Çin Malı “Vantilatörler” ve Yıkılan Ekonomiler

Küreselcilerin en büyük silahı enerjidir. Enerjiyi pahalılaştırmak, bir milleti diz çöktürmenin en hızlı yoludur. Bakın, Donald Trump bu oyunu nasıl bozuyor ve neler söylüyor:

Trump: “I basically stopped all windmills in this country. It’s the most expensive energy you can get. They’re all made in China. A little bit in Germany, but mostly in China.”

“Bu ülkedeki tüm rüzgar türbinlerini (pervaneleri) temel olarak durdurdum. Alabileceğiniz en pahalı enerjidir. Hepsi Çin’de yapılıyor. Birazı Almanya’da ama çoğunluğu Çin’de.”

Bu “pervaneler” dünyayı kurtarmak için değil, Batı’nın ve gelişmekte olan ülkelerin enerjisini kurutmak için dikiliyor. Trump’ın deyimiyle bu “vantilatörler” dünyadaki en pahalı ve verimsiz enerji biçimidir. Sanayicimiz neden şalter kapatıyor sanıyorsunuz? Çünkü enerji maliyetleri küresel dayatmalarla arşa çıkarıldı. Sanayide ödenen elektrik, evlerin 2,5 katı! Bu, üretimi bitirmek ve bizi Çin’in ucuz işgücü kölesi yapma planıdır.

Paris İklim Anlaşması: Bir Pranganın Hikayesi

Televizyonların size anlatmadığı gerçek şu: Trump başkanlık koltuğuna oturur oturmaz o meşhur “iklim” anlaşmalarını yırttı attı. Neden mi?

Trump: “Is the withdraw from the Paris climate treaty.”

“Paris iklim anlaşmasından geri çekilmektir.”

Bu anlaşmalar çevreyi değil, küresel sermayenin çıkarlarını koruyor. Bizim gibi ülkeler bu anlaşmaların altına imza atarken, aslında kendi gelişimimize ket vuruyoruz. Trump kendi ülkesi için yapıyor ama bu durum tüm dünyayı ilgilendiriyor. Eğer dev sanayi ülkeleri bu oyundan çıkarsa, küreselcilerin o meşhur 2030 Ajandası kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur.

Araba Sektöründeki Sinsi Denetim: Start-Stop ve AdBlue Aldatmacası

Şimdi sıkı durun; çoğunuzun arabasında olan o “Start-Stop” özelliği bile bir dayatmanın parçası! Kırmızı ışıkta arabanızın durması size tasarruf değil, masraf ve kontrol getiriyor.

Trump: “The hated start stop feature onto American consumers which unnecessarily shuts off a car’s engine when you stop at a red light. In other words, the engine goes off. That’s great. It manufactures to install that Obama Switch, the almost universally despised start stop feature.”

“Amerikalı tüketicilere dayatılan o nefret edilen start-stop özelliği, kırmızı ışıkta durduğunuzda gereksiz yere motoru kapatıyor. Diğer bir deyişle, motor kapanıyor. Harika(!) Üreticileri, neredeyse herkesin nefret ettiği o ‘Obama Düğmesi’ni, yani start-stop özelliğini kurmaya zorladılar.”

Trump: “This action will save American consumers trillions of dollars and will lower the average cost of a new vehicle by close to $3,000. It’s over, finished.”

“Bu hamle Amerikalı tüketicilere trilyonlarca dolar tasarruf sağlayacak ve yeni bir aracın ortalama maliyetini 3.000 dolara yakın düşürecek. Bitti, sona erdi.”

Bu sistem, aracın maliyetini en az 3.000 dolar artırırken, akü ve motor ömründen çalıyor. Üstelik klimanız duruyor, kaloriferiniz kapanıyor. Neden bu sistemi kalıcı olarak kapatamıyoruz? Çünkü bu bir kontrol mekanizması. Aynı durum AdBlue ve egzoz emisyon sistemleri için de geçerli. Arabanızın motorunu boğan, beygir gücünü düşüren bu sistemler, aslında sizi sürekli servislere ve yedek parçaya bağımlı kılan birer ekonomik tuzaktır.

Çin Tipi “Sosyal Kredi” ve Kölelik Sistemi

Globalcilerin hayali, Çin’deki o korkunç sistemi tüm dünyaya yaymaktır. Peki nedir bu Çin sistemi?

  1. Mülkiyetsizlik: “Hiçbir şeye sahip olmayacaksın ve mutlu olacaksın” sloganıyla özel mülkiyeti bitirmek.
  2. Dijital Kimlik ve Para: Her hareketinizin izlendiği, “yanlış” bir şey söylediğinizde dijital paranızın bloke edildiği bir düzen.
  3. Enerji Kısıtlaması: Karbon ayak izi yalanıyla seyahat özgürlüğünüzün kısıtlanması.

Trump işte buna savaş açıyor. Bak ne diyor:

Trump: “As you’ve heard me say many times, we have more liquid gold under our feet than any nation on earth. And by far… Drill baby drill.”

“Beni defalarca söylerken duyduğunuz gibi, ayaklarımızın altında dünyadaki her milletten daha fazla sıvı altın (petrol/gaz) var. Hem de açık ara… Sondaj yap bebeğim, sondaj!”

Küreselciler “petrol bitti, kömür yasak” derken, Çin dünyanın dört bir yanında (Afrika, İran, Venezuela) harıl harıl petrol çıkarıyor. Bize ise “elektrikli araç” ve “bisiklet yolu” dayatıyorlar. Bu bir üretim savaşıdır!

Göç Dalgaları: Milletleri Kimliksizleştirme Projesi

Bugün Avrupa’nın ve bizim en büyük sorunumuz olan kontrolsüz göç, bir tesadüf değildir. Trump’ın da belirttiği gibi, Avrupa şu an “tanınmaz” halde.

Trump: “Europe isn’t even recognizable anymore between immigration and because of you know things like the windmills which are taking people… ruin Europe has gone as you know it’s gone to it.”

“Avrupa, göç ve bildiğiniz o insanları bitiren rüzgar türbinleri gibi şeyler yüzünden artık tanınabilir bile değil… Avrupa mahvoldu, bildiğiniz gibi artık bitti.”

Sokaklarda çadırlarda yaşayan binlerce insan, bozulan asayiş ve kimliğini yitiren şehirler… Bu, küresel yapının ulus devletleri yıkmak için kullandığı bir “demografik silah”tır.

Uyanışın Anahtarı: Sosyal Medya ve Devlet Aklı

Televizyon kanalları bunları anlatmaz, çünkü onlar da bu yapının bir parçası. Onlar magazinle, dizilerle ve yapay gündemlerle bizi uyutmaya çalışıyor. Ama Elon Musk’ın X’i (eski adıyla Twitter) almasıyla bir gedik açıldı. Artık gerçekler daha hızlı yayılıyor.

Bizim en büyük gücümüz binlerce yıllık devlet aklımızdır. Belki bir günde tüm bu dayatmaları yırtıp atamıyoruz ama halk olarak bilinçlendiğimizde, devletimizin eli güçlenecektir.

Bunlara gerçekten ihtiyaç var mı:

  • Gıda Güvenliği: Bugün “yapay et” ve “böcek proteini” dayatanlar, yarın biyolojik yapımızı kontrol etmek isteyecekler. Trump’ın Sağlık Bakanı olarak Kennedy’yi seçmesi bu yüzden bir devrimdir!
  • 15 Dakikalık Şehirler: “Her şey elinizin altında olacak” yalanıyla, aslında bizi mahallemizden dışarı çıkamayacak hale getirmek istiyorlar.
  • Dijital Sağlık Pasaportu: Vücudumuza neyin girip çıkacağına bizim değil, küresel bir merkezin karar vermesi isteniyor.

Sonuç olarak; Bu bir siyasi tercih değil, bir varoluş savaşıdır. Bizler milli insanlarız; vatanımızı, soframızı ve özgürlüğümüzü küreselcilere teslim etmeyeceğiz. Bu yazıyı paylaşın, dostlarınıza anlatın. Televizyonların sustuğu yerde biz konuşacağız!

Evet bu zulüm düzeni elbet bitecek. Biz uyanık olduğumuz sürece hiçbir güç bizi köleleştiremez!

Please follow and like us:
Pin Share
Bir yanıt yazın
Şunlar da hoşunuza gidebilir

7 bin yıllık tohumlar boy göstermeye başladı! Çiftçiler çok umutlu: Buğday sorunu kalmayacak

Kayseri’nin Kültepe ilçesinde arkeolojik kazılarda çıkarılan küpte bulunan 7 bin yıllık Siyez…
Büyük israil projesi

Büyük İsrail Projesini Kim Destekliyor?

Dünyada Masonik bir yapı olduğunu artık Türkiye’nin en ücra köşesinde tarlada çalışan…

DSÖ’yü kim yönetiyor 2.bölüm

Merhaba arkadaşlar Yazımın 1. bölümünde Dünya Sağlık Örgütü’nün aslında sağlık örgütü olmadığını,…
ibb dosyası ve ahtapotun kolları

İBB Dosyası ve MI6: Ahtapotun Kolları Ortaya Çıkıyor!

Geçtiğimiz günlerde İngiliz dış istihbarat teşkilatı MI6 Başkanı Richard Moore İstanbul’da bir…