ABD'nin Savaş Planları
ABD’nin Savaş Planları

Dünyanın siyasi ve iktisadi ekseni, sadece kâğıt üzerinde değil, bizzat sahada patlayan bombalar ve kurulan yeni tahakküm sistemleriyle köklü bir değişimden geçiyor. Bir yanda küresel ticareti sarsan agresif gümrük vergisi hamleleri, diğer yanda asırlık finansal sistemlerin çatırdaması, oyunun kurallarının ne kadar acımasızca baştan yazıldığını net bir şekilde gösteriyor. Klasik ekonomi adeta 200 yıl geriye gitmeye hazırlanırken, dünyayı okuyamayan ve dijitalleşemeyenleri kapkaranlık bir gelecek bekliyor.

Vergi Hamleleri: Korumacılık mı, Küresel Bir Soygun mu?

Son dönemde ABD’nin ithalata getirdiği %15’lik ek vergiler, yüzeyde basit bir yerli üretimi koruma politikası gibi algılanabilir. Ancak denkleme yakından baktığımızda, bunun altında çok daha derin bir küresel tahakküm matematiği yatıyor. Yaklaşık 3 trilyon dolarlık mal ve 1 trilyon dolarlık hizmet ithalatı olan ABD, sadece bu “gümrük duvarı” hamlesiyle küresel piyasalardan yıllık 600 milyar doların üzerinde ek gelir elde etmeyi planlıyor. Bu, diğer ülkelerin cebinden çıkıp doğrudan Amerikan kasasına giren devasa bir servet transferi demek.

Bu adımlar, Amerika’nın 1980’ler öncesindeki “ağır sanayi ve iç üretim” modeline dönüşünün ayak sesleri. Ancak bu sanayi hamlesini yapabilmek için devasa, ucuz ve kesintisiz bir enerjiye ihtiyaçları var. İşte tam da bu noktada, işin içine askeri güç ve işgaller giriyor.

İran’da Patlayan Bombalar Tesadüf Değil: Sırada Nijerya, Yemen ve Küba mı Var?

Bugün haberleri açtığınızda ABD ve İsrail’in ortaklaşa düzenlediği yıkıcı operasyonlarla İran’ın nasıl hedef alındığını, bölgenin nasıl bir ateş çemberine döndüğünü görüyorsunuz. Şu an İran ile yaşanan bu devasa savaş durumu, sadece ideolojik bir çatışma değil; Amerika’nın ucuz enerjiye el koyma stratejisinin en somut, en kanlı adımıdır. Ancak denklemin çok daha kritik ve büyük bir ayağı var: Küreselcilerin yönettiği Çin devletinin can damarını kesmek. Çin’in durdurulamaz gibi görünen yükselişinin ardında yatan en büyük güç, erişebildiği ucuz enerji kaynaklarıdır. ABD’nin İran’ı hedef alması, aslında doğrudan Çin’in ucuz petrol ve doğalgaz tedarik hatlarını baltalama, bu küresel üretim devini enerjisiz bırakarak boğma operasyonudur.

Amerika bir yandan en büyük rakibinin enerji damarlarını keserken, diğer yandan içerideki sanayicisini ayağa kaldırmak için kendine 50-60 yıl yetecek bedava enerji havzaları yaratmak zorunda. Venezuela’nın fiilen denklem dışı bırakılmasının ardından bugün İran’ın askeri olarak vurulması tam da bu yüzdendir. Geleceği okuyan bir zihin için tablo çok açıktır: ABD’nin bu enerji ve stratejik nokta açlığı bitmeyecek. Bugün İran ile savaşan Amerikan hegemonyasının, önümüzdeki süreçte Nijerya, Yemen ve Küba gibi ülkelere de doğrudan veya asimetrik olarak saldırması, bu ülkelerin kaynaklarına çökmesi kuvvetle muhtemeldir. Çünkü yeni dünya düzeninde güçlü kalmanın yolu; zayıfın kaynağını bedavaya kendi ülkene akıtmaktan ve rakibinin o kaynağa ulaşmasını ne pahasına olursa olsun engellemekten geçiyor.

Emperyalizmin Doğusu Olmaz: En Büyük Düşmanımız Çin ve Dijital Despotizm

Madalyonun diğer yüzünde ise çok daha büyük, sinsi ve kadim bir tehlike yatıyor. Bugünlerde Amerikan emperyalizmine haklı olarak tepki gösterirken, yönünü Doğu’ya dönüp Çin’e güzelleme yapan, Çin’i bir kurtarıcı gibi gören ciddi bir kesim var. Oysa çok net bir tarihsel ve güncel gerçeği unutuyoruz: Çin, bizim en büyük düşmanımızdır.

Tarihin tozlu sayfalarına baktığımızda, Türklerin 3000 yıllık geçmişinde asgari olarak Çin’le amansız bir mücadele içinde olduğunu görürüz. Unutmayalım ki, dünyanın devasa mimari harikalarından biri sayılan Çin Seddi, Türklerin korkusundan, bizim akınlarımızı durdurmak için inşa edilmiştir.

Bugün ise bu düşmanlık, dijital bir despotizme ve akıl almaz bir zalimliğe dönüşmüş durumda. Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri, dünyanın gözü önünde benzeri görülmemiş bir trajedi yaşıyor. Evde yemek yediğiniz bıçağın bile devlete zincirlendiği, üzerine karekod işlenerek fişlendiği bir sistemden bahsediyoruz. O bıçağı dışarı çıkardığınız an, tüm ailenizle birlikte yıllarca çıkamayacağınız toplama kamplarına alınıyorsunuz. 1.4 milyar insanın 7.5 milyon yapay zeka destekli kamerayla saniye saniye izlendiği, insanlık dışı bir gözetim toplumu bu. Filistin’de zulüm gören kardeşlerimiz en azından zalime yerden bir taş alıp atabiliyor; Çin zulmü altındaki Uygur Türklerinin o taşı yerden alma hakkı bile yok. Emperyalizmin her türlüsü tehlikelidir, ancak Çin’in inşa ettiği bu dijital kölelik ve asimilasyon kampı, insanlığın ve Türklüğün karşısındaki en acımasız tehdittir.

Doların Asimetrik Gücü ve Çatırdayan Sistem

Silahların gölgesinde devam eden bu savaşın asıl mühimmatı ise “Dolar”dır. Amerika’nın 39 trilyon dolara ulaşan devasa borcunun faturasını tüm dünyaya kesme çabası, sistemi bir kırılma noktasına getiriyor. 2008 krizinden bugüne dolaşımdaki dolar miktarı 1 trilyondan 9 trilyon dolara fırladı. Karşılıksız basılan bu devasa paranın, küresel enflasyonu tamamen patlatmadan piyasadan çekilmesi için Bitcoin ve benzeri kripto paraların devasa bir “illüzyon havuzu” olarak kullanıldığı ortada. Ancak bu dijital rüzgar dindiğinde ve rakamlar bir gün ekranlardan silindiğinde, yeni para sisteminin eninde sonunda mutlak altına dayandırılması kaçınılmaz olacaktır.

Fiziksel Şirketlerin Çöküşü, Dijitalin Altın Çağı

Gümrük duvarlarının yükseldiği, savaşların tedarik zincirlerini kopardığı ve maliyetlerin katlanarak arttığı bu acımasız ortamda, devasa sabit giderleri olan geleneksel şirketleri ağır bir yıkım bekliyor. Dijital ticaretin, klasik ticaretten 5 kat daha hızlı büyüdüğü bu dönemin yeni galipleri şunlar olacak:

  • Çevik Mikro Girişimciler: Sabit gideri olmayan, değişen şartlara hızla uyum sağlayan beyinler.
  • Kendi Web Sitesini Kuranlar: Büyük pazar yerlerinin komisyon ve algoritmalarına ezilmeden, kendi gemisinin kaptanı olan satıcılar.
  • E-İhracat Yapanlar: Dünyanın daralan ekonomisine rağmen e-ticaret alımlarının %87’sini yurt dışından yapan Amerikan pazarına veya Avrupa’ya dijital yollarla köprü kuranlar.

Dört Yol Ağzındaki Türkiye: Ne Yapmalı?

Gelecek 20 yılda uluslararası hukukun değil, gugukun ve kaba kuvvetin geçerli olacağı bu “Yeni Dünya” düzeninde Türkiye oldukça stratejik ve tehlikeli bir kavşakta duruyor. Tarihsel süreçteki pragmatik, ülkenin menfaatini her şeyin üstünde tutan çok yönlü dış politika manevraları bugünün tek rehberidir. Çin’in dijital asimilasyonuna kanmadan, ABD’nin askeri genişlemesine yem olmadan kendi gücümüzü inşa etmeliyiz.

Bireyler ve şirketler için ise tek kurtuluş reçetesi, aklı ve dijital yetkinlikleri kullanmaktır. Çünkü bu yeni çağda para kalpte değil, beyni kullanarak dijital dünyada kendi bireysel ekonomisini inşa edebilenlerin cebinde olacaktır.

Kalın sağlıcakla..

Please follow and like us:
Pin Share
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Dijital TL Yükleniyor

Belki bilmiyorsunuz ama Dijital Türk Lirası üzerindeki çalışmalar 2022 yılından bu yana…

Büyük Ekonomi Planı

Şu anda herkes soruyor, Faiz iniyor ama TL değer kaybediyor, kurlar yükseliyor, zamlar birbirini izliyor. Bu döngüden nasıl kurtulacağız?

Bill Gates’ten Covid-19 ölümleri ile ilgili çarpıcı iddia

Microsoft’un kurucusu olan ve son dönemde hayır işlerine ağırlık veren Bill Gates,…

Çin’de 3 çocuk sahibi olmaya izin veren yasa değişikliği kabul edildi

Çin’de ailelerin 3 çocuk sahibi olmasına izin veren yasa değişikliğinin kabul edildiği…