Beynimiz her saniye yeni bilgilerin akınına uğrar. Bazı günler aklımız o kadar dolar ki, beynimizin o an artık hiçbir şey alamadığı hissine kapılırız. Fakat beynimizin tamamen dolması gerçekten de mümkün mü? Hafızanın sınırı var mı? İnsan hafızası ne kadar? Beynimizin çalışma düzeni nasıldır?

Yapılan araştırmalar sonucunda beynimizdeki nöronların toplam sayısı 100 milyar olarak hesaplanmıştır. İlk bakışta bu çok fazla gibi görülebilir. Fakat her gün yeni bilgilerin zihnimize yağmur gibi yağdığını düşünürsek bu sayı hiç de fazla değil. Evet, her bilginin depolanması için ayrı bir nöron gerekseydi, beynimiz gerçekten de dolabilirdi. Fakat anılar “bellek izi” olarak adlandırılan, birbirine bağlı hücrelerin oluşturduğu bir ağ sisteminde depolanır. Bu hücrelerin kendi aralarındaki senkronize faaliyetleri sonucu da anılar oluşur.

Bu dinamik ağ sistemi ise yaşanılan her şeyin değil, sadece o an için en önemli olan bilginin hatırlanmasını sağlar.

Bir şeyi hatırlarken bir şeyi unutuyoruz!

Genel olarak anılar, kendileriyle bağlantılı nöronlar aktif olarak kullanıldığı sürece hatırlanabilir. Uzun bir süre kullanılmayan nöron bağlantıları zamanla zayıflar ve bu nöronlarla bağlantılı anılar sonunda unutulur, çünkü kullanılmayan bilgiler gerekli olarak sınıflandırılmaz ve silinirler. Gereksiz ve kullanılmayan bilgilerin silinmesiyle birlikte yeni bağlantılar için yer açılmış olur, böylece yeni bağlantılar ve anılar oluşturulabilir.

Bundan hareketle, bir şeyi hatırlarken başka bir şeyi unuttuğumuz sonucuna varabiliriz. Özellikle de bilgilerin kendi aralarında bir bakıma “rekabet” içinde oldukları söylenebilir. Örneğin yeni PIN numaramızı ezberlediğimizde, eski PIN numaramız hafızamızdan yavaşça silinir.

Unutmak eylemi, yeni bilgilerin edinilmesine yer açma imkanı kolaylaştırdığı ve yeni bir çevreye uyum sağlamamızı kolaylaştırdığı için yararlıdır.

Yani sonuca gelecek olursak;

Sağlıklı bir beynin daha fazla bir şey öğrenemeyecek kadar dolu olması mümkün değildir. Fakat gerçekten de her bellek türü belli bir miktarda bilgi işleyebilir. Bu anlamda çalışma belleği ve kısa süreli bellek türleri sınırlarını oldukça zorlamaktadır.

Şunu net olarak söylemek mümkün ki, bugüne kadar hiçbir beyin bilgiyle dolma noktasına gelmedi. Her an her yaşta yeni bilgi ve tecrübelerimize beynimizde yer var. Üstelik beynimiz daha önce düşünülene göre on kat daha fazla depolama kapasitesine sahip olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak beynimiz asla dolmaz.

Please follow and like us:
Pin Share
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Dijital Çağ Nedir?

1- Bu, Sanayi Devrimi’nin sanayileşme yoluyla getirdiği geleneksel endüstriden bilgi teknolojisine dayalı…
Veriniz Sizi Nasıl Yönetiyor?

Veriniz Sizi Nasıl Yönetiyor?

Özgür irade mi, görünmez algoritmalar mı? Farkında mısınız? Dünyada bazı değerler kökten…

Depremi önceden bildiren sistem uygulamaya koyuluyor

Konut, fabrika ve işyerleri gibi tüm binalarda uygulanabilecek, depremi önceden haber veren sistem…

Göreve hazır AKINCI TİHA ‘ların TSK ‘ya ilk teslimatı gerçekleşti

AKINCI TİHA Göreve hazır