Kızıl Kapı
Kızıl Kapı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son konuşmasında sarf ettiği şu cümleler, sadece birer temenni değil; devlet aklının uzun süredir hazırladığı stratejinin şifreli satırları gibiydi:

“Hürriyetin o kızıl kapısı mutlaka açılacak. Gazzeli kardeşlerimiz öz yurtlarında ebediyen özgür yaşayacak. O kutlu gün geldiğinde Allah nasip ederse biz de orada olacağız. Hep beraber omuz omuza şükür namazı kılacağız.”

Bu sözler, sıradan bir diplomatik mesaj değil; Türkiye’nin İsrail ile Amerika üzerinden oynayacağı büyük oyunun parolasına dönüşmüş durumda. Geçmişte Suriye’de “Emevi Camii’nde namaz kılacağız” ifadesi nasıl bir askeri ve diplomatik planın habercisiyse, bugün Gazze için kurulan bu cümleler de aynı derinliğe sahip.


Washington-Ankara Arasında Gizli Mutabakat İhtimali

Son dönemde Trump’ın İsrail karşıtı tonlamaları, Netanyahu’ya verdiği “makul ol” mesajı ve Erdoğan’ı “en iyi dostum” olarak nitelemesi, alışılmış Amerikan başkanlarından çok farklı bir çizgiye işaret ediyor. ABD tarihinde hiçbir başkan, İsrail’e karşı Türkiye’yi bu kadar açık biçimde öne çıkaran bir söylem kullanmadı.

Bu durum, kapalı kapılar ardında Türkiye ile ABD arasında Gazze merkezli bir strateji üzerinde uzlaşıldığı ihtimalini güçlendiriyor. Bu planın mantığı şu olabilir:

  • İsrail, Gazze’deki operasyonları genişletirken bölgede tansiyonun Türkiye’ye sıçraması sağlanacak.
  • Türkiye, NATO üyesi sıfatıyla “barış gücü” görünümü altında Gazze’ye girecek.
  • ABD, doğrudan İsrail’i durdurmak yerine, Türkiye’nin “haklı müdahalesine” göz yumacak.

Amerika’nın İç Hesapları ve İsrail Faktörü

ABD, İsrail’e verdiği sınırsız desteğin kendi içinde yarattığı tepkiyi artık yönetmekte zorlanıyor. Silahlanmış ve organize Trump yanlısı kitleler, “malum devlet” olarak tarif edilen küresel İsrail yanlısı yapıya karşı sabırlarını yitiriyor.
Eğer ABD yönetimi bu desteği aniden çekerse, Kongre’den Wall Street’e kadar tüm dengeler altüst olabilir.
İşte bu nedenle, ABD kendi elini kirletmeden işi Türkiye’ye havale etmeyi mantıklı görüyor.


Türkiye’nin Asıl Hesabı: Gazze’den Öte

Türkiye için mesele sadece Gazze değil. Bu, Ortadoğu’nun güvenlik mimarisini yeniden şekillendirecek bir hamle. Eğer Türk askeri Gazze’ye konuşlanırsa:

  • İsrail’in kara operasyon kapasitesi fiilen kısıtlanır.
  • Mısır, Ürdün ve Körfez ülkeleri “arabulucu” Türkiye’yi kabullenmek zorunda kalır.
  • Türkiye, Doğu Akdeniz enerji denkleminin tam merkezine oturur.

Bu, aynı zamanda Erdoğan’ın iç politikada da elini güçlendirecek, 2028’e kadar milli birlik vurgusunu artıracaktır.


Planın Uygulama Senaryosu

  1. İsrail, Gazze’deki operasyonlarını genişletecek – bölgede tansiyonun Türkiye’ye sıçraması sağlanacak, kamuoyunda “Türkiye bu işe müdahil olmalı” algısı güçlenecek.
  2. Gazze’de insani kriz zirve yapacak – televizyon ve sosyal medyadaki görüntüler tüm dünyayı ayağa kaldıracak, uluslararası baskı artacak.
  3. BM veya NATO çerçevesinde “barış gücü” kararı çıkacak – Türkiye öncül olacak, yanında sembolik sayıda İtalyan, İspanyol, belki birkaç Amerikan askeri bulunacak.
  4. Türk ordusu Gazze’ye girecek – insani yardım, güvenlik ve altyapı koruması bahanesiyle bölgede kalıcı üslenme sağlanacak.
  5. İsrail sessiz kalacak – çünkü doğrudan Türkiye’ye saldırması NATO’yu karşısına almak anlamına gelecek.
  6. ABD içeride kriz yaşamayacak – “Müdahale ettik” diyecek ancak sahada bulunmayacak, böylece iç politikada İsrail lobisine karşı da manevra alanı kazanacak.

Bu senaryonun temelinde, hem bölgesel hem de küresel dengelerin eş zamanlı olarak yönetilmesi yatıyor. İsrail’in operasyonlarını bilinçli şekilde tırmandırması, Türkiye’yi hem diplomatik hem de askeri anlamda sahaya çekmek için uygun zemini oluşturacak. Gazze’de oluşacak insani felaket, uluslararası toplumu “barış gücü” çözümüne mecbur bırakırken, Türkiye bu fırsatı hem Filistin halkına destek hem de bölgesel nüfuzunu artırma aracı olarak kullanacak. NATO kalkanı sayesinde İsrail’in doğrudan karşı hamle yapması engellenecek, ABD ise sahada yer almayarak iç politikadaki kriz riskini azaltacak. Böylece Ankara, sert güç ve diplomasi kombinasyonuyla hem Gazze’de kalıcı bir varlık elde edecek hem de Ortadoğu denkleminde lider konuma yükselecek.


Olası Sonuçlar

  • Kısa vadede: Gazze’de savaş bitecek, Türk askeri bölgede caydırıcı güç haline gelecek.
  • Orta vadede: Türkiye, Filistin siyasetinde belirleyici aktör konumuna yükselecek.
  • Uzun vadede: Ortadoğu’da İsrail’in sınırları fiilen daralacak, Doğu Akdeniz enerji hatlarında Türkiye merkezi rol üstlenecek.

Günlük Politikadan İşaretler

  • Savunma sanayii yatırımlarının hızlanması, SİHA üretim kapasitesinin artırılması.
  • Katar, Libya ve Somali’deki Türk askeri varlığının pekiştirilmesi.
  • Doğu Akdeniz’de sismik araştırma gemilerinin yeniden aktifleşmesi.
    Bunların hepsi, Türkiye’nin bölgesel “sert güç” kapasitesini Gazze sonrası döneme hazırladığının göstergesi.

Sonuç: “Kızıl Kapı” Açılırsa

Erdoğan’ın “Kızıl Kapı” metaforu, aslında Gazze’ye değil, Ortadoğu’nun yeni güç dengesine açılan bir kapıyı simgeliyor.
Eğer bu plan uygulanırsa, tıpkı Suriye’de olduğu gibi Türkiye “büyük savaşa girmeden” stratejik üstünlüğü elde edecek.

Belki bir gün, gerçekten de Gazze’nin kalbinde, omuz omuza şükür namazı kılınacak. Ama o gün geldiğinde, bu sadece bir dini tören değil, bölgesel liderliğin ilanı olacak.

Bir yanıt yazın
Şunlar da hoşunuza gidebilir

2020 Yılı Boyunca Dünya Ne Konuştu

2020 yılı boyunca Dünya Ne Konuştu; herkesin tahmin edebileceği gibi en çok koronavirüs araması yaparak geçirdi.

Sızan ABD gizli belgeleri hakkında bilmeniz gerekenler

Son yılların en ciddi iç istihbarat ihlali olabilir. Son derece gizli birkaç…

Mahmud Abbas: Ermeniler bu toprakların tuzudur(!)

Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas, eski Ermeni takvimine göre 18 Ocak’ta kutlanan Noel…

PKK Demirtaş’a 16 milyon dolar gönderdi

Gri listede aranırken terör örgütü PKK’dan kaçarak teslim olan Merdan Rüştü Ovalıoğlu,…