Amerika - İsrail İran savaşı
Amerika – İsrail İran savaşı

Bugün televizyonları açtığımızda Amerika, İsrail ve İran arasında dönen; nükleer anlaşmalar, dron saldırıları ve suikastlarla süslenmiş bir modern savaş izliyoruz. Ancak Ortadoğu’da hiçbir savaş sadece bugüne ait değildir. Toprağın altındaki petrol kadar, binlerce yıllık tarihi kinler, minnetler ve mitler de bu savaşın yakıtıdır.

Peki, bu kaosta İsrail’in asıl derdi ne? Neden İran’ı sadece bölgesel bir rakip değil, varoluşsal bir tehdit olarak görüyor? Bu soruların cevabı bizi sadece bugünün Tel Aviv’ine değil; antik Babil’e, Saka Türklerine ve efsanevi Tomris Hatun’a kadar götürüyor.

İsrail’in Jeopolitik Kodları ve Asıl Hedefi

İsrail’in dış politikası ve güvenlik doktrini uzun süredir “çevreleme” ve tehdidi kaynağında yok etme üzerine kuruludur. İsrail’in İran ile olan savaşında derdi sadece birkaç nükleer tesisi vurmak değildir. Asıl hedefleri şunlardır:

  • Kuşatmayı Kırmak: İran’ın “Direniş Ekseni” (Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen) üzerinden sınırlarına kadar getirdiği askeri varlığı tamamen söküp atmak.
  • Rejim Değişikliği ve Kalıcı Güvenlik: İsrail, İran’daki mevcut teokratik yapıyı içeriden çökertmeden Ortadoğu’da kalıcı bir üstünlük kuramayacağına inanıyor.

İşte tam bu noktada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun geçtiğimiz günlerde doğrudan İran halkına seslenerek söylediği şu sözler çok kritik bir şifre barındırıyor:

“İran halkı, sandığınızdan çok daha kısa bir süre içinde özgür olacak. O gün geldiğinde, her şeyin planını yapan terör ağı sökülüp atılacak ve iki kadim halk, Yahudiler ve Persler, nihayet barış içinde yaşayacak.”

Netanyahu bu sözlerle sadece siyasi bir propaganda yapmıyor; tarihi bir rolü tersine çevirerek oynamaya çalışıyor. Bunu tam anlamıyla kavrayabilmek için tarihin tozlu sayfalarına, Pers İmparatoru Büyük Kiros’a (Cyrus) dönmeliyiz.

Büyük Kiros ve Yahudiler Arasındaki Kadim Bağ

Bugün birbirine kan kusturan Persler (İranlılar) ve Yahudiler, tarihin en ilginç ve güçlü bağlarından birine sahiptir.

M.Ö. 586’da Babilliler, Kudüs’ü işgal edip Süleyman Mabedi’ni yıkmış ve Yahudileri Babil’e sürgüne göndermişti. Bu sürgün, Yahudi tarihinin en büyük travmasıydı. Ancak M.Ö. 539’da Pers İmparatoru Büyük Kiros, Babil’i fethetti ve tarihe geçen meşhur “Kiros Silindiri” kararnamesiyle Yahudileri serbest bıraktı.

Kiros, Yahudilerin Kudüs’e dönmelerine ve yıkılan Tapınağı yeniden inşa etmelerine izin verdi, hatta onlara maddi destek sağladı. Bu olay Yahudi inancında o kadar derin bir iz bırakmıştır ki, İbrani İncili’nde (İşaya 45:1) Kiros bir Yahudi olmamasına rağmen “Moshiach” yani “Mesih” (Meshedilmiş olan / Kurtarıcı) sıfatıyla anılır.

Bugünkü ironi ise şudur: Netanyahu, “Sizi özgürleştireceğiz” diyerek aslında modern bir “Tersine Kiros” rolüne soyunuyor. Eskiden Persler Yahudileri Babil esaretinden kurtarmıştı; bugün ise İsrail yönetimi, kendini Pers (İran) halkını mollaların esaretinden kurtaracak “yeni kurtarıcı” olarak sunuyor.

Sınırları Çizen Türkler: Kiros’un Kibri ve Tomris Hatun

Tarih, kibirle büyüyen imparatorlukların hiç beklemedikleri yerlerde nasıl tökezlediklerini yazar. Büyük Kiros, Yahudileri kurtarıp tüm Ortadoğu ve Mezopotamya’yı dize getirdikten sonra gözünü doğuya, steplere dikti. Kendini yenilmez sanan bu imparatorun karşısında, o güne kadar karşılaştığı hiçbir millete benzemeyen bir güç duruyordu: Saka (İskit) Türkleri ve onların efsanevi kraliçesi Tomris Hatun.

Kiros, Saka topraklarına girdiğinde hileyle Tomris Hatun’un oğlunu esir alıp ölümüne sebep oldu. Evladını kaybeden bir annenin ve yurdunu savunan bir kraliçenin öfkesi, antik dünyanın en büyük imparatorunu yuttu. M.Ö. 530 yılında yapılan o kanlı savaşta, Saka Türkleri yenilmez denilen Pers ordusunu darmadağın etti.

Tomris Hatun, savaş meydanında Büyük Kiros’un cansız bedenini buldurdu. Onun kesik başını kan dolu bir tulumun içine atarak tarihe geçen o meşhur sözü söyledi:

“Hayatında kan içmeye doymadın, şimdi benim elimden kanla doyuruyorum seni!”

Tarihin Bize Anlattıkları

Bugün Ortadoğu’da haritalar yeniden çizilirken, Amerika ve İsrail ekseninde yeni ‘kurtarıcı‘ masalları yazılıyor. Netanyahu, İran’ı içeriden çökertme planları yaparken aslında binlerce yıllık Kiros efsanesine göz kırpıyor ve antik bir rövanşın peşinden koşuyor. Ancak bu tarihsel kurguda unutulmayan derin bir yara var: Kendileri için ‘kurtarıcı’ ve ‘mesih’ olan Büyük Kiros’un, Saka Türkleri tarafından yok edilmesi. Tarihi çok iyi okuyan Yahudilerin kolektif hafızasında travmatik bir iz bırakan bu son, Kiros’u dize getirenlerin torunlarına duyulan tarihsel husumetin de gizli kodlarını barındırıyor. Ne var ki tarihin değişmez bir kuralı vardır; dünyanın en yenilmez sanılan gücü bile, karşısında bağımsızlık ateşiyle yanan sarsılmaz bir irade bulduğunda tarihin tozlu sayfalarına karışır. Tıpkı gücünün en mutlak zirvesindeki Büyük Kiros’un, yurdunu savunan bir Türk kadını, Tomris Hatun’un önünde diz çöktüğü gibi.

Bölgemizin kaderini dışarıdan atanan “kurtarıcılar” değil, toprağına ve özgürlüğüne sahip çıkan milletler belirler.

Bin yıllardır devam

Please follow and like us:
Pin Share
Yorum
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Akp gerçekten bitti mi?

İlk kurulduğu günden beri Türkiye’de çok köklü değişimleri gerçekleştiren Akp hükümeti çöküyor…
Kesnizani Tarikatı

Kesnizani Tarikatı ve Irak Ordusunun Sessizliği: 2003 İşgalinin Perde Arkası

2003 yılında Amerikan ordusunun Irak’a girişi, dünya tarihinin en şaşırtıcı işgallerinden biri…

Türk Birliği Geliyor 2.bölüm

Batı neden güçlü? Bu soruyu kendinize kim bilir kaç defa sordunuz?  …
ibb dosyası ve ahtapotun kolları

İBB Dosyası ve MI6: Ahtapotun Kolları Ortaya Çıkıyor!

Geçtiğimiz günlerde İngiliz dış istihbarat teşkilatı MI6 Başkanı Richard Moore İstanbul’da bir…